Alt Ligler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alt Ligler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2012 Çarşamba

''Deli Nezihi'' Beykozspor'da...



Fenerbahçe formasıyla bir Galatasarayderbisinde kendi kalesine gol atarak kalecisiSchumacher'e  dönüp ''nasıl attım ama'' diyen maç sonu röportajında da ''hayatım boyunca Schumacher'e gol atmak istedim kısmet bugüneymiş'' cümlesini ekleyen , ilk yarısını Galatasaray'ın 3-0 önde kapattığı sonrasında Fenerbahçe'nin müthiş geri dönüşle 4-3 bitirdiği maçtan sonra 3 avans 4'te biter diyerek bugünlerin sloganını belirleyen , yine bir söylentiye göre Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'ye gelişinde büyük emeği bulunan futbolcuyu sorsak eminim Fenerbahçeliler haricinde bir çoğumuz direk bir isim veremeyecekti. Fenerbahçe'de başarıyla savunmada ter döken Nezihi Tosuncuk, Deli Nezihi lakabını boşuna almadığını da kanıtlıyordu belki de futbol sahnesindeki bunca anısıyla. 
Futbola Ankara Güneşspor'da başlayan 1974 yılında başladığı kariyerini 96 yılında 11 takım değiştirerek nokta koyan Deli Nezihi o günkü futbolseverlerin ve bugünkü arşivcilerin sevdiği futbolculardan olmayı başarmıştı. Özverili futbolu sakatlanmak pahasına yaptığı müdahaleler ve orta şekerden biraz yukarıdaki agresif tavırları onun isteğinin ve arzusunun sahaya yansımasıydı bir bakıma. Adana Demirspor'dan Beşiktaş'a geçmişse de asıl patlamasını Sakaryaspor'da yaparak Fenerbahçe'ye gelmişti Nezihi Tosuncuk. Fenerbahçe'de 154 maçta 25 gol kaydeden başarılı savunmacının meşhur 103 gollü şampiyonlukta da alın teri bulunuyor.
Futbolu Ünyespor'da bırakan Deli Nezihi, Kastamonuspor, Feriköyspor, Edirnespor ve Sakaryaspor'da da teknik direktörlük görevi yaptı. Deli Nezihi geçtiğimiz hafta içindeBeykozspor ile anlaşırken işinin kolay olduğunu söylemek hiç de kolay değil. Sabahattin Ömür ile lige başlayan Beykozspor Bölgesel Amatör Lig 9. Grupta 8 maçta 1 galibiyet ve 1 beraberlik alarak 4 puanla sonuncu sırada yer alıyor 15 takımlı ligde! Haftasonunda kendisi gibi bir başka 104 yıllık çınar Vefaspor ile karışılaşacak olan Beykozspor'da  Nezihi Tosuncuk zor bir göreve talip olduğunun farkında olduğunu söyleyerek; ''Teknik ekip ve futbolcular olarak zor günler yaşayan kulübü yeniden ayağa kaldırmak istiyoruz, Beykozspor büyük bir camia inşallah kötü günler geride kalacak'' dedi. 
Deli Nezihi'nin performansı ve haftasonu oynanacak asırlık çınarların derbisinin sonucu merakla bekleniyor; ama aslında hepsinden önemlisi de Beykozspor'un eski günlerine ne zaman ve nasıl döneceği daha büyük bir merak konusu sanırım!

2 Kasım 2012 Cuma

Başkanlar Teknik Direktörleşirken...

Ekim ayında Four-Four-Two dergisine verdiği röportajda Engin İpekoğlu "bundan sonraki planım şu an çalıştırdığım Denizlispor'u şampiyon yapmak...Umuyorum ki en kısa sürede Denizlispor'u yine Türkiye'nin en çok ses getiren kulüpleri arasında göreceğiz" demişti.

O röportajın ayı dolmak üzereydi ki Engin Hoca görevinden ayrıldığını açıkladı. Engin Hoca daha doğrusu gönderildi ve gönderilişinin ardından sebep olarak da kulüp başkanını gösterdi. Kulüp başkanı kadroya karışıyor daha da ötesi tavsiyenin ilerisine giderek kadro kurmaya kalkıyor Engin İpekoğlu'nun söylediğine göre...Doğrudur ama belki abartı da vardır işin içinde diye düşünüyordum ama yokmuş her şey olduğu gibiymiş.

Kulüp başkanı yaptığı açıklamalarda "hocayla medeni şekilde ayrıldık.Ortada konuşulacak bir şey yok sonuçta durum ortada takım kötü gidiyor,sıralamada daha yukarılarda olmalıydık.Ne yaptımsa Denizlispor için yaptım" diyor.

Şimdi kısa süre içinde bir hoca Denizlispor ile anlaşacak bu kaçınılmaz. Peki o takıma giden hoca bunları bile bile sırf "ekmek parası" diyerek meslektaşını ve mesleğini hiçe sayarak nasıl böyle bir kulüp başkanının altında çalışmak ister? Hobbes haklı sanırım yine "insan insanın kurdudur" deyişi işleve giriyor ve teknik direktör teknik direktörün kurdu oluyor!

Pragmatist bir tavırla Denizlispor'un iyiliği için yaptım diyen başkan getirdiği yeni hoca ile de başarı sağlayamadığında yine Denizlispor'un iyiliği için başkana "küfreden" taraftara nasıl haksız diyecek? Hocaya sen bilmiyorsun al şunları oynat diye kadro vermeye çalışırken kendi başarısızlığında taraftarların bırak şu işi biz yapalım dediğinde hangi babayiğitlikle "yönetici " büyüklüğü ile karşı duracak?

Gol kaçıran forvetin yerine tek forvet oynayacak, kademe hatası yapan savunmanın kademesine girecek bindirme yapamayan orta sahanın yerine kenarlardan muz orta yapacak bir başkan da çıkar mı acaba?

Evet burası Türkiye, meslektaşı ile dayanışmak yerine onun boşalttığı koltuğu soğutmadan doldurmaya çalışan işsiz teknik direktörler ve sanki managerlik oynar gibi takım yöneten kulüp başkanları futbolda söz sahibi...Ve bu topraklarda onların sözü nedense daha çok...

Sendika mı dediniz? Terörist holigan mısınız siz nasıl şeyler geliyor aklınıza öyle...

5 Ekim 2012 Cuma

Acısıyla Sıcağıyla Adana Derbisi

    Dört yıl aradan sonra PTT 1.Ligde Adana Demirspor ile Adanaspor A.Ş Pazar günü karşılaşacak. Pohpohlanmış derbilerin üstünde bir tadı olan Adana Derbisi için alakalı alakasız herkes Pazar gününü bekliyor. Bir yanda 1.ligin müdavimi Adanaspor diğer tarafta ise seyircisiyle mazisiyle çok daha fazlasını hak eden ama bu sene 1.lige çıkabilen Adana Demirspor...

   Açık söylemek gerekirse gönlüm Mavi Şimşekler'den Şehrin Asi Çocuklarından yana ama bu maçı izlemek bu rekabeti takip etmek için bir tarafınız olmasına gerek yok. Futbol adına reytinglerden uzak saf bir rekabet arıyorsanız buna 7 Ekim günü doyacağınızı temin edebilirim.

    Maçta favori olan daha hazır gözüken Adanaspor gibi duruyor. Demirspor'un yönetim zafiyetleri ve yeni bir hoca ile maça çıkılacak olması Demirspor cephesindeki eksilerden. Bu maça kadar Demirspor ilk iki haftada aldığı 2 puanın üzerine henüz puan koyamadı. Eklenen transferler bir türlü beklenen etkiyi yapmadı. Takımda güçlü şekilde forvet eksikliği var, Erçağ geçen seneyi mumla aratıyor ya da hep öyleydi bu lige göre düşük kalıyor. En önemlisi de taraftarlar taşeron yönetim yüzünden 90 dakika boyunca maça odaklanamıyor.

   Adanaspor ise 2 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle üst sıraları zorluyor. Görülen o ki bu sene de Playofflarda yer alabilirler...Onlar da Demirspor'un aksine az olan yabancılarından nisbeten daha iyi verim alabiliyorlar. Dediğim gibi favori onlar ama bu bir derbi hiç bir şey kesin değil! Demirspor için belki de yeniden bir başlangıç maçı olacak ve onlar da bunun ciddiyetiyle oynayacaklardır. Adanaspor için sadece bir mağlubiyet olabilecekken Demirspor için daha fazlası olacaktır mağlubiyet. Geçen hafta Osman Hoca ile yollar ayrıldı ve yerine Mustafa Uğur gelmişken bundan sonra ilk gidenin hoca olmayacağı kesin.

     İki tarafın da kabul ettiği ve istediği stadın yarı yarıya olma talebi de "güvenlik" önlemleri gerekçesiyle "yetkililerce" reddedildi. Hem futbolcular hem teknik direktörler hem de sokaktaki seyirci bunu talep ederken  buradaki korkuyu anlamak çok güç. Bir kez daha belirtmekte fayda var tribünde şiddet yok şiddeti yaratan polis baskısı var.

     Son olarak Adana futbolu ve bu derbiyle ilgili daha detaylı bir araştırma okumak isterseniz size İletişim Yayınlarından çıkan Mustafa Uçar ve Yavuz Yıldırım'ın Acısıyla Sıcağıyla Adana Futbolu kitabını öneririm. Mazisiyle bugünüyle bu mükemmel derbiyi öğrendiğinizde eminim ki diğer derbiler hakkında bir kez daha düşüneceksiniz.

25 Eylül 2012 Salı

İstanbul Boğaları Tökezledi

altligler.blogspot.com adresinde yayınlanan İstanbulspor-Gölcükspor maç yazım...












      Spor Toto 3.lig'te ikide iki yaparak başlayan İstanbulspor hafta içine bir de kupa galibiyeti alarak sezona çok iyi başladı. Bu hafta sonu da kendi evinde Gölcükspor ile oynayan İstanbulspor'u canlı skor sitelerinden takip etmek yerine fırsat bularak yerinde izlemeye karar verdim. İstanbulspor'un şimdiki evini bilmeyenler için söyleyeyim, Yenibosna-Kuleli'de Bahçelievler İl Özel İdare Stadında oynuyor.

    Baştan söylemek gerekirse maçı İstanbulspor gözüyle izlediğim için o yönden yorumlamak istiyorum.  İstanbulspor yaklaşık 250-300 civarındaki taraftarının önünde maça etkili ve baskılı başladı. Özellikle sol kanadındaki Ali Işık ve arkasındaki Doğukan Pala sol kanadı forse ederek bir çok pozisyon girişiminde bulundular. Forvette Aytaç biraz daha başarılı olsa belki de beklenen gol ilk yarıda gelebilirdi. Orta sahada Ali Işık ve Tolga'nın iyi oyununa Tayfun ve Emre destek veremeyince kaptırdıkları her top kalelerinde hızlı hücum oldu. Özellikle Tayfun'un bencil bir oyun tarzı var. Kolay kolay pas atmıyor, attığı pası takip etmiyor geri zaten hiç koşmuyor. Şöyle açık bir örnek vereyim; rakibi iki adım ötesinde topu ayağında gevelerken değil rakibe pres yapmak o yöne doğru adım dahi atmadı. Bu tüm maç boyunca da bu şekilde devam etti. Bir dönem Beykozspor'da kiralık oynayan Tayfun tribünde beni tek kelimeyle kahretti. Tipik "yeteneği var ama ihanet ediyor" tarzı bir futbolcuya benziyor. Umarım kısa sürede yüksek form grafiğine kavuşur, çünkü arkasında oynayan İlyas Akan çok iyi bir oyuncu olmasına rağmen onun kaptırdığı toplarda çok zor anlar yaşıyor.


    İstanbulspor ilk yarıda tehlikeli bir bölgeden frikik kazandı ve paslaşarak kullandılar.  Emre ayağında topu geveleyerek gelen pası kaptırınca neredeyse tüm hatlarıyla ileride olan takım geri dönemedi. Gölcükspor'un savunma oyuncusu Ensar önce kaleci Serdar'a  takılsa da sonrasında güzel bir vuruşla topu ağlara gönderdi. İlk yarı skoru Gölcük lehine 1-0 tamamlandı.

  İkinci yarıya ben Tayfun ya da Emre çıkar diye beklerken Tolga kenara geldi. Yerine giren Mehmet ise sadece ilk 15 dakika etkili olabildi. İkinci yarıda etkisini arttıran İstanbul Boğaları bu kez sol kanattan değil de sağ kanattan gelmeye başladı. Bu kanatta İlyas ve Tayfun oyunlarını ilk yarının üzerine çıkararak iyi işlere imza attılar. Özellikle Tayfun'un Mehmet'in kafasına gönderdiği topu Mehmet ıska geçince İstanbulspor bir golden daha olmuştu. Ali Işık ise ilk yarıya oranla oyununu düşürmüştü ama nadiren de olsa etkili toplarla geliyordu. İkinci yarı oyuna giren Fatih ise yaptığı ortalarla etkili oldu. Özellikle serbest vuruş ve kornerle tehlike yaratan oyuncu kısa sürede göz doldurdu.

    Bu yarıda maça etki eden bir unsur da hakemdi demek yanlış olmaz sanırım. İlk yarıda faul çalma konusunda sıkıntıları olan hakem bunu ikinci yarıda da üst seviyeye çıkardı. "Yandım" demeyene faul çalmayan hakem gereksiz yere de oyunu çok durdurdu. Kısacası faule çalmadığı düdükleri her iki taraf için de faul olmayan pozisyonlarda çaldı. İkinci yarı bir de Gölcüksporlu futbolcuların "profesyonellik" adına 1-0 önde oldukları için yerden kalkmakta zorlanmaları(!) da hakemin etkisiz kaldığı noktalardan biriydi. Hele bir pozisyonda Gölcükspor kalecisi Ertuğrul aldığı hava topundan sonra kendini yerden yere vurmasına hakem önce faul çaldı sonra da İstanbulsporlu bir futbolcuya sarı kart gösterdi. Eğer maçta yan hakemlerin başarılı yönetimi olmasaydı çok daha zor anlar yaşayabilirdi maçın baş hakemi Sacit Keşkek!

    Maçın belkide en heyecanlı anlarına 90+5'lik bölüm sahne oldu. 90'dan sonra beraberlik için baskısını iyice arttıran İstanbulspor direkten dönen bir topun yanında 3 kez de kaleci Ertuğrul'a takıldı. Son saniye basketi şekline dönen anlarda Fatih'in harika ortasına Mehmet kafa vurmak yerine kafası ile dokununca top kaleci Ertuğrul'un ellerinde eridi ve Gölcükspor zorlu İstanbulspor deplasmanından 3 puan ile döndü. Böylelikle İstanbulspor da bu sezon ki ilk mağlubiyetini almış oldu...