28 Mayıs 2014 Çarşamba

Ötekilerin Dünya Kupası

FİFA Dünya Kupası stat inşaatlarındaki işçi ölümleriyle, evlerinden edilen halkıyla , yerlileriyle Brezilya'ya felaket getirirken coğrafyanın başka bir bölgesinde Ötekilerin Dünya Kupası sahnelenecek. Ötekilerin ötekilikleri asla FİFA gibi bir mafya kurumu tarafından muhatap alınmamalarından geliyor.

Siyasi ve ekonomik sebeplerle başta Kürdistan olmak üzere bir çok devleti olmayan halkın FİFA'da temsili yok ve FİFA onları hiç bir turnuvaya da bu sebeple dahil etmiyor. Bu konudan muzdarip halklar da Conifa ismiyle bir federasyon kurdu. Bu federasyona dahil olan takımlar:

Afrika Kıtası: Darfur United - Zabzibar
Asya Kıtası: Arameans Suryoye - Kürdistan - Tamil Eelam
Avrupa Kıtası: Abkhazia - Ellan Vannin - Heligoland - Kuzey Kıbrıs - Occitania - Padania - Romani People - Clento - County of Nice - Monako - Güney Osetya - Franconia - Nagorno Karabağ
Amerika Kıtası: Quebec - Cascadia

Geçtiğimiz yıl yapılan Viva Dünya Kupası'nda Kuzey Kıbrıs'ı 2-1 yenen Kürdistan şampiyonluğu elde etmişti.
Geçen yılın şampiyonu Kürdistan

Bu yıl da 1-8 Haziran tarihlerinde İsveç- Östersun'da yapılacak turnuva'da 12 takım mücadele edecek. Turnuvada Aramean Suryoye, Ellan Vannin, Güney Osetya, Saphi, Abkhazia, County of Nice, Kurdistan, Darfur United, Padania, Tamil Eelem, Occitania ve Nagrono Karabağ mücadele edecek.

İsveç'in Sami bölgesinde yapılacak turnuvaya burada yaşayan halklardan Aramean Suryoye, Süryanilerin takımı olarak Asya Kıtasından mücadeleye katılacak. Kürdistan da Süryanilerin takımı gibi "bizim takım" kontenjanında yerini alıyor. Zaten "bizim derbimiz" de yani Arameans Suryoye- Kürdistan maçı açılış maçı olacak.
Kuzey Kıbrıs Takımı

Kuzey Kıbrıs ise değişen hükümetle birlikte bu olaya biraz daha soğuk bakarak biraz çekimser kaldı bu sezon. Bir diğer tuhaflık ise FİFA ve UEFA'nın muhatabı olarak kabul gören Azerbaycan'ın Conifa'ya başvurup "Karabağ'ın burada ne işi var?" demesi galiba. Aslında Azeri hükümetinin ve devletinin yarattığı siyasi atmosferde Karabağ tam da buraya denk düşüyor. Hatta federasyonun kuruluş amacı bu ama Azerbaycan Futbol Federasyonu şansını denemek istemiş yine de...

Halkların Dünya Kupası 1 Haziran'da Östersund'da start alacak. İzlemek ya da takip etmek bir hayli zor. Kapısının önünde olan direnişte penguen belgeseli yayınlayan televizyon kanallarından bahsediyoruz sonuçta.Şu anda tüm medya mafyanın organize ettiği Dünya Kupası'na odaklanmış durumda. Ve Brezilya'da evlerinden canlarından olan halkın yaptığı protestoları haberlerinde "...protestoların dünya kupası süresinde de devam etmesinden korkuluyor..." diyerek seslendiriyor.

İşçilerin stat inşaatlarında ölmediği , insanların evlerinden edilmediği bir dünya kupası başlıyor ve bu turnuvada kaybeden de olmayacak.

18 Mayıs 2014 Pazar

Soma-Sırbistan-Hırvatistan-Bosna Hersek

"... Gençlerbirliği takım kaptanı olarak şunu da eklemek istiyorum. Takım olarak bugün kazandığımız primleri Soma'ya ve şu an Sırbistan,Hırvatistan ve Bosna Hersek'in etkisi altına alan sel felaketinde zarar gören insanlara göndereceğiz." - Ante Kulusic

Bu hafta oynanan maçlarda ne topun gitmeye mecali vardı ne de futbolcuların o topu gitmeye teşvik edecek ruh halleri...Çaykur Rizespor-Elazığspor maçının ardından konuşan futbolcunun dediği gibi "1'den 300'e kadar say desen, sıkılırım sayamam. Biz bu kadar insanımızı kaybettik!" 

Ante Kulusic

Ligin son haftasıydı , TFF hariç kimsenin de oynama isteği yoktu ama TFF istiyordu. Şov devam etmeliydi, daha doğrusu TFF Başkanını oraya atayan istiyordu. 

Soma'daki cinayet için tüm spor kulüpleri geride kalanlara bir şekilde elini uzattı, uzatmak istedi. Futbol zaten böyle anlarda sadece futbol olmuyor. Ante'nin eline çarpmayan topa penaltı vermek ve bunun tartışmasını yapmak katıksız futbolken; İlker Meral'in Balıkesir'den komşu il Manisa'ya giderek insanlara destek olma adına 3 gün boyunca orada bitap düşmesi tam da futbol asla sadece futbol değil meselesi. Öğrendikten sonra hakeme ettiğin laflara üzülüyorsun, utanıyorsun! İki gündür aynı gömleği giyen bakan övgüsü gibi bir şey de değil bu ayrıca. 

Biz Soma'daki katliamı canlı yayında basın toplantılarıyla izlerken Balkanlar da sel felaketiyle boğuşuyordu. Bosna Hersek başta olmak üzere Sırbistan ve Hırvatistan da etkilendi selden. Gençlerbirliği'nde Hırvatistan, Sırbistan ve Bosna Hersek'ten 6 oyuncu(Kulusic,Tomic,Tosic,Smiljanic,Petrovic,Zec) bulunuyor. Beşiktaş maçında ilk 18'de bunların 3'ü yer aldı. 
Bosna Hersek

Bosna'da da kulüpler statlarını kriz masasına dönüştürerek yardımları burada toplamaya ve bizzat futbolcuların katıldığı dağıtım ekipleriyle ülkenin yarasını sarmaya çalışıyor. 

Gençlerbirlikli futbolcular da kazandıkları beraberlik primlerini acıyı bile ayrıştıranlara inat bu iki acı için bölüştürdüler. Haberler sadece Bosna'dan bahsediyor, niye mi ; Kınık'taki madenci ailelerine devlet neden başsağlığı dilemediyse o yüzden! Yaşadıklarımız "fıtratında" insanlık olanın anlayacağı kadar acı , dayanışmamız "fıtratında" vicdan olanın anlayacağı kadar büyük! 

2 Mayıs 2014 Cuma

Tunceli Değil DERSİM!


                                                         

Malum artık "Türkiye'de ırkçılık yok" geyiği en az "birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde..." muhabbeti kadar klişe ve anlamsız bir ifade.  "Biz de siyah futbolcular çok sevilir" de bunun alt kümesi zaten. Çünkü bu ülkede siyah oyuncuya muz sallayan adamı yönetim kurulu üyeleri barkovizyon sunumlarıyla savunmamıştır ya da bir kulüp kanalında rakip siyahi oyuncu için "National Geographic'te bunlardan çok var" denmemiş varsayılır.

Dani Alves'in kendisine atılan muzu yiyerek attığı tokadı herkes biliyor. Ve bu ilkel ırkçılığa karşı Alves'in "sevimli" protestosu çok beğenildi. Türkiye'de dezenformasyoncu yorumcularından, reyting avcılarına; futbolcusundan A Milli Takım antrenörüne kadar herkes içinde muz geçen çeşitli şakalar ve sevimlilikler yaptı. Alves bazılarına İnstagram'da çok Like, Twitter'de çok Retweet getirdi. Allah bereket versin!  

Zaten bu topraklarda bir tek kör ölünce badem gözlü oluyor ve ırkçılık ancak misak-ı millinin dışında bir yerlerde olursa ırkçılık sayılıyor. Boateng mevzusunda da böyle olmuştu zaten.

Deniz Naki bir kaç hafta önce Facebook sayfasında Almanca bir isyan bildirisi yayınladı ve bu Türkçe'ye çevrilince herkes durumdan haberdar oldu. Deniz kolundaki "Dersim 62" dövmesi nedeniyle "Neden Tunceli değil?" sorularından tutun bir çok yobaz soruyla karşı karşıya kalıyor. Bu soruların içinde ırkçı ifadelerden tutun da ağza alınmayacak bir çok ibarenin de var olduğu söyleniyor. O da en sonunda böyle bir açıklama yapıyor:
Merhaba Arkadaşlar,
Son zamanlarda özellikle politik konularda birçok mesaj alıyorum. Benim Türk mü, Kürt mü, Alevi mi sünni mi olduğum yönünde sorular. Neden “Dersim” dövmem var ama “Tunceli” değil gibi…
Bu mesajlardan artık kafama ağrılar girmeye başladı. Bundan sonra herkes benim ne düşündüğümü ve kim olduğumu bilsin diye bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Ben DERSİM doğumluyum, Tunceli değil. Bunu politikacılar gibi çıkar elde etmek için söylemiyorum, bunu söylemekten başka bir seçenek göremiyorum önümde. Bu aynı zamanda yaptırdığım dövmenin “nedenidir”.
Aleviyim. Bunu ırkçı bir anlamda söylemiyorum, sadece birçok insan sorduğu için yanıtlıyorum. Ve bunun %100 arkasındayım.
Kimsenin beni yanlış anlamasını istemem. Diğer milletlere karşı herhangi bir önyargım yok ve tüm dinleri saygıyla karşılıyorum.
Bu konu hakkında artık daha fazla aptalca yorumlar görmeyeceğimi umuyorum. Çünkü tartışma yaratmak için yazmıyorum bunları.
Olduğum gibi bir “insan” olarak kabul görürüm ve ya görmem. Bu insanların kararıdır. Ben saygı gördüğüm ölçüde tüm insanları kökeni ne olursa olsun olduğu gibi kabul ederim. Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşmamıza gerek yok. Çünkü hüzün, gözyaşı ve kaderin ne bir dili ne de rengi vardır. İnsan insandır.
En iyi dileklerimle

Deniz Naki bütün sistemin ötekisi olanlar haricinde kimsenin pek umurunda olmadı. Milli takımdan şuradan buradan pek ilgi görmedi. Magazinsel mi değildi ya da ırkçılığa karşı çıkmak için canlı yayınlanan bir maçta bu ırkçılığa maruz kalmak ve Vine videolarıyla tekrar tekrar ekranda döndürmek mi gerekti bilmiyorum. Türkiye'nin misafirperver ve hoşgörülü insanlarla dolu olduğu balonuyla yetiştirilmiş  neslin bir bireyi olarak "biz de olmaz öyle şey" denileceğini iyi biliyorum. Hem muhakkak "ama" ile başlayıp "benim de Alevi arkadaşım var" diye bitebilecek empati kavramına yeni bir soluk getirecek hepimizin bir cümlesi de vardır.

Neyse konuyu dağıtmayalım sonuçta "her Türk asker doğar" ve "Türkler çok misafirperver ve hoşgörülü insanlardır."

Deniz Naki yurdun faşistine yobazına karşı en azından tek değildi. Bir çok destek mesajı aldı ve muz yemeli fotoğraflara konu olmasa da yine vicdanını her şeyden üstün tutan insanların var olduğunu biliyor.

Alves'e sunulan desteklerden foto-galeri bile yapılabilirken biz "ünsüzlerin" destek 
mesajlarının pek bir değeri yok ama olsun; biz dünya kupası maçlarında güçsüz takımı tuttuk hep!

Alves'in atılan muzu yiyerek attığı tokat Deniz'in yazdığı her kelimeden ne bir gram hafiftir ne de ağır... İkisi de aynı güzellikte, aynı incelikte ve aynı zekanın ürünüdür. Görebilene...