2 Mayıs 2014 Cuma

Tunceli Değil DERSİM!


                                                         

Malum artık "Türkiye'de ırkçılık yok" geyiği en az "birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde..." muhabbeti kadar klişe ve anlamsız bir ifade.  "Biz de siyah futbolcular çok sevilir" de bunun alt kümesi zaten. Çünkü bu ülkede siyah oyuncuya muz sallayan adamı yönetim kurulu üyeleri barkovizyon sunumlarıyla savunmamıştır ya da bir kulüp kanalında rakip siyahi oyuncu için "National Geographic'te bunlardan çok var" denmemiş varsayılır.

Dani Alves'in kendisine atılan muzu yiyerek attığı tokadı herkes biliyor. Ve bu ilkel ırkçılığa karşı Alves'in "sevimli" protestosu çok beğenildi. Türkiye'de dezenformasyoncu yorumcularından, reyting avcılarına; futbolcusundan A Milli Takım antrenörüne kadar herkes içinde muz geçen çeşitli şakalar ve sevimlilikler yaptı. Alves bazılarına İnstagram'da çok Like, Twitter'de çok Retweet getirdi. Allah bereket versin!  

Zaten bu topraklarda bir tek kör ölünce badem gözlü oluyor ve ırkçılık ancak misak-ı millinin dışında bir yerlerde olursa ırkçılık sayılıyor. Boateng mevzusunda da böyle olmuştu zaten.

Deniz Naki bir kaç hafta önce Facebook sayfasında Almanca bir isyan bildirisi yayınladı ve bu Türkçe'ye çevrilince herkes durumdan haberdar oldu. Deniz kolundaki "Dersim 62" dövmesi nedeniyle "Neden Tunceli değil?" sorularından tutun bir çok yobaz soruyla karşı karşıya kalıyor. Bu soruların içinde ırkçı ifadelerden tutun da ağza alınmayacak bir çok ibarenin de var olduğu söyleniyor. O da en sonunda böyle bir açıklama yapıyor:
Merhaba Arkadaşlar,
Son zamanlarda özellikle politik konularda birçok mesaj alıyorum. Benim Türk mü, Kürt mü, Alevi mi sünni mi olduğum yönünde sorular. Neden “Dersim” dövmem var ama “Tunceli” değil gibi…
Bu mesajlardan artık kafama ağrılar girmeye başladı. Bundan sonra herkes benim ne düşündüğümü ve kim olduğumu bilsin diye bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Ben DERSİM doğumluyum, Tunceli değil. Bunu politikacılar gibi çıkar elde etmek için söylemiyorum, bunu söylemekten başka bir seçenek göremiyorum önümde. Bu aynı zamanda yaptırdığım dövmenin “nedenidir”.
Aleviyim. Bunu ırkçı bir anlamda söylemiyorum, sadece birçok insan sorduğu için yanıtlıyorum. Ve bunun %100 arkasındayım.
Kimsenin beni yanlış anlamasını istemem. Diğer milletlere karşı herhangi bir önyargım yok ve tüm dinleri saygıyla karşılıyorum.
Bu konu hakkında artık daha fazla aptalca yorumlar görmeyeceğimi umuyorum. Çünkü tartışma yaratmak için yazmıyorum bunları.
Olduğum gibi bir “insan” olarak kabul görürüm ve ya görmem. Bu insanların kararıdır. Ben saygı gördüğüm ölçüde tüm insanları kökeni ne olursa olsun olduğu gibi kabul ederim. Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşmamıza gerek yok. Çünkü hüzün, gözyaşı ve kaderin ne bir dili ne de rengi vardır. İnsan insandır.
En iyi dileklerimle

Deniz Naki bütün sistemin ötekisi olanlar haricinde kimsenin pek umurunda olmadı. Milli takımdan şuradan buradan pek ilgi görmedi. Magazinsel mi değildi ya da ırkçılığa karşı çıkmak için canlı yayınlanan bir maçta bu ırkçılığa maruz kalmak ve Vine videolarıyla tekrar tekrar ekranda döndürmek mi gerekti bilmiyorum. Türkiye'nin misafirperver ve hoşgörülü insanlarla dolu olduğu balonuyla yetiştirilmiş  neslin bir bireyi olarak "biz de olmaz öyle şey" denileceğini iyi biliyorum. Hem muhakkak "ama" ile başlayıp "benim de Alevi arkadaşım var" diye bitebilecek empati kavramına yeni bir soluk getirecek hepimizin bir cümlesi de vardır.

Neyse konuyu dağıtmayalım sonuçta "her Türk asker doğar" ve "Türkler çok misafirperver ve hoşgörülü insanlardır."

Deniz Naki yurdun faşistine yobazına karşı en azından tek değildi. Bir çok destek mesajı aldı ve muz yemeli fotoğraflara konu olmasa da yine vicdanını her şeyden üstün tutan insanların var olduğunu biliyor.

Alves'e sunulan desteklerden foto-galeri bile yapılabilirken biz "ünsüzlerin" destek 
mesajlarının pek bir değeri yok ama olsun; biz dünya kupası maçlarında güçsüz takımı tuttuk hep!

Alves'in atılan muzu yiyerek attığı tokat Deniz'in yazdığı her kelimeden ne bir gram hafiftir ne de ağır... İkisi de aynı güzellikte, aynı incelikte ve aynı zekanın ürünüdür. Görebilene...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder