18 Kasım 2013 Pazartesi

Batman Fevzi'nin Düşüş'ü...

Temizlik görevlileri gece işe geldiklerinde atılacaklar bölmesinde okunmuş gazeteler, gelen eşantiyonların poşetleri ve belki de ilk satırında okunmaktan vazgeçilmiş bir mektup buldular. Katların temizliğiyle ilgilenen görevli gayri ihtiyarı bir merakla çöpe atılan ve artık hiçbir “özel” ibaresi kalmayan mektuba göz gezdiriyordu.
Mektupta yazılan kişiye “abi” seslenişiyle başlanılarak “…durumumuzu sen biliyorsun, yıllarca emek verdiğimiz kulüpten hiçbir sebep göstermeden atıldık. Senden ricam bizim durumumuzu gazetende gündeme getirmen; belki de biri halimize acır da geri döneriz işlerimize” diyordu. Mektubun yazıldığı “abi” geri kalanını hiç okumadı, hatta buralara kadar gelmedi bile belki de… Mektup artık çöpteydi…

Fevzi Tuncay, Beşiktaş kalesini yıllarca korumuş, yıllarca da “başarılı” kaleci unvanıyla ligde sahne almıştı. Çocukluk dönemime gelse de unutamadığım efsane maçlar çıkarmıştı. Hatta gazeteler onun için “Batman” benzetmesi bile yapmıştı. Kollarını açtığında kapladığı kalede penaltılar da Hagi’ye bile geçit vermemişliği vardı. Mrmic’in yedeği olarak başladığı kariyerinde, kulüp yöneticilerine “Mrmic senle gelecek sezon için anlaşmayı düşünmüyoruz, biz Fevzi’yi birinci kaleci olarak düşünüyoruz” cümlesini kurdurmuştu.
Sonrasında birinci kalecilik ile geçen günlerinde Shrounmu ile yolları kesişmişti. Hani şu Leeds’ten 6 yediğinde, Barca’dan 5 yediğinde “ne yapayım ben” dercesine gülüşüyle akıllara kazınan Nijeryalı kaleci… 

Liverpool’dan 8 yerken iyi ki yoktu, yoksa taraftar bu kez onun gülüşüne gülüp geçmeyebilirdi.
Velhasıl Shorunmu tüm Afrikalı yetenekli oyuncular gibi takımını Afrika Kupası nedeniyle yalnız bırakıyor ve Batman’e yeniden şans doğuyordu. O da bu şansı iyi değerlendiriyor ve kaleyi artık vermeyeceğinin sinyallerini vermeye başlıyordu…

14 Nisan 2000-Düşüş…

29.haftaya girilirken Galatasaray’ın yine şampiyon olacağı konuşulsa da bu kez Beşiktaş’ın şansının da hiç de az olmadığı konuşuluyordu. Aradaki 6 puanlık farkı 3'e düşürmek için işte fırsattı Beşiktaş’a… Henüz 30.dakikada Şifo’yla gülüyordu Kara Kartal… Maç böyle bitecek ve yarış bambaşka bir hal alacaktı muhtemelen. Belki de Beşiktaş bir zinciri kıracak farklı bir zincirin ilk halkasını oluşturacaktı. 80.dakikada Sead Halilagic topu yavaşça geri pas olarak Fevzi’ye kullandı. Kimileri için 3 kısa saniye, kimileri için 3 uzun yıldı o geri pas… Zeminin oyununa geliyordu Fevzi…Yerden seken top ağlara giderken ekranda yıkılan Beşiktaşlı futbolcular, ağlayan Fevzi ve “aldığı” penaltılarla ün kazanmış Arif’e sarılan şimdinin “büyüklerimiz bilir” ustalığında siyaset yapan Hakan Şükür’ü birbirine sarılıyordu.

Fevzi’nin ıska geçtiğinin sadece bir top olduğunu anlamaksa bir hayli zaman aldı hepimiz için… Hayat devam ediyordu ve bu kaleciler için anahtar bir cümleydi.

İki sezon sonra Shorunmu ile yollar ayrılınca kale muhtemelen futbolu bırakmaktan son anda vazgeçmiş olan 36’lık Kjaer’e teslim ediliyordu. Bu teslimat Kjaer’in futbolla arasının pek iyi olmadığı gerçeğiyle yüzleşilince iptal oluyor kale yine Fevzi’ye veriliyordu. Önce Denizlispor maçında 2 tane topu adeta “içeri alma” deyiminin canlı birer örneğini sunarak buyur ediyordu Fevzi… Sonrasında da Rizespor maçında bir hata daha… 

O dönemde Denizli maçında ilk yarı hatalı gol yiyen Fevzi’ye soyunma odasında İlhan yaklaşıyor ve “yedek formanı ver bana, bozma moralini ben 2 tane atarım düzeltiriz” diyordu. Fevzi hayattan kopmuşçasına hiç sorgulamadan verdiği yedek formasını ise 62.dakikada attığı golün sevincini yaşarken formasını çıkartan İlhan’ın üzerinde görüyordu. İlhan’ın gücü 2 taneye yetmemişti, ama o maçta gol atma konusunda İskoçya günlerinin çok uzağında olan Stavrum destek olmuştu. Gol atmayı unutmak üzere olan bir golcü Fevzi’nin haline isyan edercesine atıyordu golünü… Maç yine de 3-3 bitiyordu…

Ara sıra duyarsınız Beşiktaşlılardan "bizde çok sakat var" derler, kendileriyle eğlenerek... Tarihsel kökenleriyle birlikte aslında biraz da 3 Kasım 2001 gecesinde Rize maçında kafasını direklere vuran Fevzi'yle birlikte ağlayıp o direği kafalarında hissetikleri içindir. O gece aslında Türkiye bir kalecinin göz yaşlarına ortak oluyordu. Beşiktaşlılar da bir de direk sızısı kalıyordu... 

Sonra Asper geldi, sonra Myhre geldi… Fevzi artık Muğlaspor’dan geldiği günlerdeki gibi 3. Kaleci olarak ağabeylerinin arkasında forma gelmesini bekliyordu. Ama o forma bir daha hiç gelmedi…

En sonunda küçük bir Anadolu turunun ardından futbola veda etti. Kendisini hatırlatmasıysa tuhaf oldu. Nafaka, boşanma vs bu işin biraz magazinsel ve reytingsel tarafı. Fevzi hapisten yine beraber oynadığı arkadaşları tarafından kurtarıldı. Ona son gelen habere göre Beşiktaş kulübünde bir de iş verildi.

Çıkıp “aman efendim futbolcular sendika kurmuyor” diyecek halim yok. Ya da tüm sistemin suçunu sadece onlara yükleyecek kadar acımasız olmamak diyelim buna… Futbol “adamları” ise Fevzi’yi iyi eş “seçememekle” suçluyorlardı. “2 evlilik yaptı ve tüm paralarını kaptırdı” diye söylüyor tüm futbol “adamları”… Genç futbolcuyu ağına düşüren kadınlardan bahsediliyor vs. vs.

Benim bu “adamlardan” anladığım Fevzi’nin hiç suçu yok! Ligin en çok kazanan kalecilerinden biri hayatını devam ettirecek “birikimi(!)”  sağlayamamasının suçu tamamen para avcısı kadınların üzerinde…

“Biz zaten iş verecektik” vefa gösterileriyle geçen son birkaç günde futbolda vefa ya da futbolcunun sendikalaşmasını gerektirecek bir ton “kıssadan hisse” çıkarmış olabilirsiniz. Hiç biriyle ilgilenmek gelmiyor içimden… Batman diye kollarını iki yana açtığı kale çizgisi üzerinde avını beklediği fotoğrafın duvarımda asılı olduğu günleri hiç unutamıyorum sadece… Babamın “çok büyük kaleci olacak bu çocuk” dediğini de hiç unutmuyorum…

… Büyük gazeteci sabah Fevzi’nin hapis cezası aldığı haberiyle uyandı. İçi içini yiyordu, yıllarca haberini yapmak için koşturduğu takımın kalecisi hapse girecekti. Elinden de hiçbir şey “gelmiyordu(!). Zamanın en etkili mastürbasyon araçlarından biri olan Twitter hesabını açtı ve saydırdı: futbolu yönetenler ve meslektaşları inşallah Fevziye sahip çıkar. Fevzi’nin hayatı rüyadan kabusa döndü, iki evlilik yaptı iki karısına da paraları kaptırdı…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder