9 Ağustos 2013 Cuma

Maziye Bir Bakıver | Brezilya Fırtınası Boğazda Esti

2001-2002 sezonunun ilk haftası yine bir Beşiktaş-Trabzonspor derbisine sahne oluyordu. Trabzonspor transfer dönemini hareketli geçiren takımların başında geliyordu. Aurelio, Da Silva, Jarro gibi Brezilyalıların yanında Perulu Salazar ve Belçikalı Hans Somers ile lige iyi bir şekilde başlamak isteyen Trabzonspor şampiyonluk parolasıyla sezona başlıyordu.
(Trabzonspor 2001/2002)

Beşiktaş ise yine şampiyonluk parolasıyla; Zoubaier Baya, Sixten Veit, Arild Stavrum,İlhan Mansız ve Tümer Metin isimleriyle lige başlıyordu.

Maçın ilk dakikalarında İlhan Mansız faktörüyle Beşiktaş ağırlığını hissettiriyordu. İlk dakikalarda İlhan'ın koşuları, top hakimiyeti, güçlü yapısı tam bir forvet izlenimi yaratmıştı.Samsunspor'dan uzun ve zahmetli bir şekilde gerçekleşen transferini düşününce "değmiş onca uğraşa" dedirtiyordu. Bu hislerle maç devam ederken 23.dakikada İlhan sert bir darbe alıyor ve kenara geliyordu. O gün İlhan'ın yüzündeki "acı ifadeyi" halen unutamıyorum.
(Nihat-Stavrum)

İlhan çıkıp yerine ona göre daha ağır Stavrum girince iş tersine dönüyordu. Trabzonspor özellikle Brezilyalılarıyla hızlı hücumlarla Beşiktaş'ı zorluyordu. Da Silva'nın koşuları karşısında Erman Güraçar-Ümit Bozkurt ikilisi çok ağır kalıyor ve her koşu pozisyon oluyordu. Yine böyle bir anda 3 savunmacıyı peşine takan Da Silva orta sahadan kopup gelen bomboş pozisyondaki Zafer'e ulaştırıyordu topu. Zafer de önce Fevzi'yi çalımlıyor ardından topu ağlara gönderiyordu.

İlk yarı bu skorla biterken 57.dakikada Nihat sağ kanatta yerde kalınca Beşiktaş serbest vuruş kazanmıştı. Topun başına İlhan ile birlikte Samsunspor'dan transfer edilen Tümer gelmişti. Yaptığı ortada önce Stavrum kafayı vuruyor  direkten dönüyor ardından da İlhan'ın gelmesiyle "pabucu dama atılmış" olsa da halen gol ümidi olan Ahmet Dursun ayağının ucuyla dokunuyor ve kaleci Metin Aktaş'ı mağlup ediyordu.

Bu golden 10 dakika sonra Tümer'in gole giden topuna Salazar elle müdahale edince hakem tereddütsüz kırmızı kartı gösteriyor ve Beşiktaş lehine penaltıya hükmediyordu. Ahmet Dursun topun başına geçtiği anda yüz ifadesi "bu penaltıyı ben atmalıyım, ama atabilir miyim bilmiyorum" cümlesinin okunacağı kadar açıktı. Nitekim o ifadedeki soruyla geçen bir dakikanın sonucunda topa vuran Ahmet, kaleci Metin'i hedef alınca skordaki eşitlik değişmiyordu.

Bu dakikadan sonra 10 kişi kalan Trabzonspor kapanıp kontra ataklarla şansını denerken, Beşiktaş yüklendikçe yükleniyordu. 88.dakikada tüm hatlarıyla yüklenen Beşiktaş topu kaptırıyordu. Topu alan Da Silva, pasıyla Erman Özgür'ü buluşturuyor. O da savunmanın arkasına topu havadan gönderiyordu. Kaleci Fevzi'nin öne çıkmasını fırsat bilen Da Silva aşırtma bir şutla sakatlanma pahasına topu ağlara gönderiyordu. Son dakikada gelen bu gol, İnönü'de buz gibi bir hava estiriyordu. Da Silva sakatlanarak yerini ümit milli takımda yıldızı parlayan Güngör'e bırakıyordu. Kalan dakikalar gol getirmeyince Trabzonspor yeni kadrosuyla Daum'lu Beşiktaş'ı ligin ilk haftasındaki derbide mağlup ediyordu.

Brezilyalılarıyla lige fırtına gibi başlayan Trabzonspor devamını getiremiyordu. 3te 3 ile başladıkları ligde arka arkaya alınan mağlubiyetlerle sezon sonu 14.lüğe kadar gerilediler ve ligi tamamladılar. Beşiktaş ise alınan bu mağlubiyet kısa süreli şok yaratsa da toparlanmayı biliyor bir süre zirveye oynuyordu. Fakat Daum'un sıkıntılı mahkeme süreçleri, çoğu zaman takımı Koch'un çalıştırma zorunluluğu teknik-taktik yönden sahaya kötü yansıyor ve beklenen başarı gelmiyordu. Ligi 3. tamamlayan Beşiktaş için tek teselli ise uzun süre sonra bir gol kralı çıkartabilmek oluyor. İlhan Mansız sakatlığını kısa sürede atlatıyor ve 21 golle krallığa ortak oluyordu. Galatasaray lig sonuncusu Yozgat ile oynayıp 5-0 yenince ve bu gollerden ikisi Arif'ten gelince; tek başına olduğu krallığı Arif ile paylaşmak zorunda kalmıştı.

Üzerinden geçen 12 senede hala kişisel hafızamda kalan bu maçın bir tekrarı mı olur yoksa hafızamda  bambaşka bir yer mi eder kestirmek mümkün değil. Ligin başlamasına sayılı gün kala "nereden aklıma geldi bilmiyorum/her şey olup bittikten on iki yıl sonra" yazısıdır bu birazda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder