7 Haziran 2013 Cuma

Dayanışma Sermayeyi de Yenecek

Direnişin getirdiği birliktelikle barikatlarda omuz omuza çarpışan taraftarlar o klişe olan ama karşılığı hiç bir yerde görülmeyen "ebedi dostluğun" da kapısını araladılar yeniden. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Adana Demirspor, Göztepe, Gençlerbirliği, Ankaragücü, Karşıyaka, Trabzonspor başta olmak üzere bir çok kulüp taraftarı sokaklarda kendince "Yeter!" dedi.

Taraftarlar sokakta ter ve kan akıtırken bu kulüplerdeki bazı futbolcular destek verirken, futbolcuların büyük bölümü ve kulüp yönetimleri yapılanları "eleştirmekle" ve tasvip etmeme halleriyle yaklaştılar konuya. Ama sermaye iç güdüsü dürtüyor alçakları...

Süper Kupa mücadelesini İstanbullu 3 takım taraftarının birlikte izleme isteği sermayeyi iştahlandırmış ve şöyle bir fikir gelmiş akıllarına: İstanbul United formaları yapalım ve Kartal Yuvalarında, Fenerium'larda, GSStore'larda satalım, dostluğa katkıda bulunalım!

Bir uzak durun öncelikle... Demeçlerinizle yerle bir ettiğiniz dostluğu insanlar kanlarıyla, hayat tehlikesiyle yeniden inşa ettiler. Göz altına alınacak Fenerbahçelileri, Galatasaraylılar polisin elinden aldı. Semtte zor durumda kalan Galatasaraylılara Beşiktaşlı dostları yetişti. Yaralı arkadaşlarını kendi formalarıyla atkılarıyla kanlarını temizleyerek kurdular bu dostluğu...

Şimdi ortalık sakinleştikten sonra, taraftarınızı destekleyen tek bir açıklama yapmadan bunun kaymağını yiyemezsiniz. Orada kan akıtan taraftarlar her şeyden önce buna karşı çıkmalı. "Boşuna çekilmedi bunca acılar..."

Satılacak formalardan doğacak ihtilaflarla yeniden bozulsun diye değil tüm karanlık iktidara "Yeter" demek için sokağa çıktı insanlar...

Akbabalara da, sermayelerine de YETER diyoruz. "Bu davet bizim", bu dostluk, bu dayanışma da bizim olarak kalacak. Bu taraftarlar bu halkın sizin riyakarlıklarınızla uğraşacak zamanı yok! Sizin yapabileceğiniz tek şey başına bir şey gelmeden iktidarınıza gidip vergi affı dilemek.

6 Haziran 2013 Perşembe

Umut Zaferden Daha Değerlidir

"Gezi Günlüğü" diye saçma sapan bir şeyler yazmak değil niyetim, akıl vermek de değil... Sadece diğer illerde hal böyleyken bu gidişat nedir diye bir can sıkıntısı hali... "Diğer illerdeki insanlar neler düşünüyor biliyor musunuz?" dertlenmesi... İktidar "Ankara'ya İzmir'e ne oluyor?" derken, sizin onları haklı çıkarmaya yakın oluşu haliniz...

Ve burada tüm olanlar "bence" görünendir. Kimse ile siyasi analizli tartışmaya girme niyetim yok!

Rize'de Antakya'da Ankara'da insanlar "her yer Taksim her yer direniş" diye saldırılara uğrarken, barikat ardında dövüşürken; Taksim'deki arkadaşların "gezi'den sonrası tufan" anlayışıyla kör sağır dilsiz olmaları bu direnişin nasıl zayıf bir dayanışma temelinde ilerlediğini gösteriyor. 

Alandan İnstagram'a kitap okurken çekilmiş fotoğrafını atabilen bir insan, aynı dakikalarda olan olaylarla ilgili "internet yok haberimiz olmuyor" diyebiliyor.

Dayanışmanın olduğu tek yer şu anda barikatlar... Kandil kutlamak dayanışma değil "ötekine saygılı" olmakla açıklanabilir ancak.

Sırada film gösterimleri, konserler olacak deniyor Gezi'de... İnsanlar farklı illerde yine direnişte olacak muhtemelen! Ama rica edin diğer illerden bari ağızlarındaki "her yer taksim her yer direniş" lafını değiştirsinler de sizi zor durumda bırakmasınlar...

Gümüşsuyu'ndaki çatışmaya "paniğe gerek yok rahat olun polis aşağıdaki gruba saldırıyor" diyenler, kandil simidi dağıtarak dayanışma ördüğünü sanıyor. Belki de kazandığınızı sandığınız Gezi Parkı'ndaki hareket "dayanışmadan" nasibini alamadığı için yenildi. Ufak tefek gerekliliklere "dayanışma" dediğiniz için yenildi!

"Umut zaferden daha değerlidir" sözündeki umudu öldürdüğünüz için yenildiniz...