24 Nisan 2013 Çarşamba

Vicdan?

Adalet sistemi güdük ve sakat bir ülkede yaşıyoruz. Pek bu tezin karşısında olabilecek kişi de tanımıyorum, bu tespitte tabi yetmez ama evetçileri göz ardı ettim. Mahkemesinden tutun da , bireysel ilişkilerine kadar hukuksuzluğun bayrak edildiği ülkemizde tuhaf cezalar görmeye devam ediyoruz.

Ülke bu haldeyse futbolda o adalet sisteminden etkilenmezse olmaz tabi. Çünkü aynı oligarşik yapı "ben iktidarda değilim ama fikirlerim iktidarda" çirkinliğiyle, müdahale edemese de futbola, fikri futbolun iktidarında... Erkan Zengin hafta içi Fenerbahçe maçında attığı golden sonra Ediz'i unutmadı ve formasını kaldırarak "Seni Unutmadık Ediz" yazısını gösterdi. Ve federasyonda yemedi içmedi bu vefaya yapması gerekeni yaptı. Tıpkı Van Üşümesin diyen Beşiktaş taraftarına sahaya atkı attılar diye ceza verdiği gibi... Ediz'e ihtar cezası verildi. Sebep; "Eskişehirspor Kulübü sporcusu Erkan Zengin’in, slogan içeren tişört giymesinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle takdiren ihtar cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir"

Güler misin ağlar mısın diyorlar ya, o söz bugüne kadar söylenmemiş olsaydı (böyle bir ülkede imkansız ama, varsayım); işte bunu duyan ilk kişi tarafından kullanılırdı. Futbol hayatını bitirmekten vazgeçip , ihtarla geçiştirmişler besbelli...

Ama bu ilk değil... Ölüsüne ağlayanlar verdiğimiz cezadan bahsediyorum! İlk kez birisi ölüsünü andığı için bu topraklarda ihtara ya da cezaya uğramadı. Bu çirkinlik adalet denen şeyin kodlarına işlendiği için bir hayli mevcut gerisinde...

Ertuğrul Karakaya... "Gökte bulut yan yan gider/Yaralarından kan gider/Töresi batası dünya/Kahpe kalır şahan gider..." Ertuğrul'un arkasından böyle ağıt yakmıştı sevenleri, böyle yazmıştı Gülten Akın! 1977'de ODTÜ'de faşistlerce katledilen Ertuğrul her yıl mezarı başında hala anılıyor ya da anılmaya çalışılıyor. 

14 Şubat 2007'de İsmail Saymaz şöyle bir olaydan haberdar etti bizi. Ertuğrul Salihli'de toprağa verildi. Yıllar sonra babası da vefat etti yanına gömüldü. Annesinin de gözleri görmez oldu. Ama annesi her Cuma günü Ertuğrul'u ziyaret etti, her Cuma oğluyla hasret giderdi. Her 8 Haziran'da ise Ertuğrul Anması yapılırdı ki 2006 yılında da 19 kişilik küçük bir grup anmıştı. Çok geçmeden Salihli Savcısı bir iddianame hazırlayan anmaya katılanları yargılanmak üzere mahkemeye davet ediyordu.Gerekçe ise en az Erkan'ın ki kadar gülünç; Onun devrim şehidi, iyi ve cesur olduğunu belirtip gelenlere teşekkür edildi. Saz çalındı. 'Ertuğrul yaşıyor, mücadele sürüyor' diye slogan atıldı...

Annesi mahkemeye çıkarıldı oğlunu andığı için, abisi orada olmadığı halde yargılandı. O utanç yargılamadan geriye annesinin şu sözleri kaldı: 


Dedim ki, senin akraban hiç öldü mü? Ben 29 senedir ağlaya ağlaya... Adam dayanamadı vefat etti. Ben altı yedi senedir körüm, oturak kaldım. Arkadaşları her sene geliyorlar mezarına. Bir şey yapıp etmiyorlar. Şimdi bu beni rezil etme değil mi? Benim arkam yok... Ayıptır bu zulüm...

Öyle bir şey ki bu ve benzeri nedenlerle yargılanan, ceza alan onlarca yüzlerce insanın içinde Erkan sadece küçük bir detay kalıyor. Keşke hep beraber Ertuğrul'un annesi için de diyebilecek bir şeylerimiz olsaydı. Keşke o zaman da bu kadar güçlü bir tepki alabilseydi bu mesele... Her neyse dedim ya bu ilk değil son da olmayacak muhtemelen...

Bir de Ediz'in unutulmamasından, mücadelenin sürmesinden rahatsız olan adalete bir sözümüz olsun; Ediz  unutulmadı, mücadele de sürüyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder