28 Nisan 2013 Pazar

Seri Sonu

Ante Kulusic, Curri, Tomic, Serkan Kurtuluş ve Petrovic... Bu saydığım beş isim Gençlerbirliği'nin 30 haftalık periyotta en çok faydalandığı oyuncular... Özellikle Ante, Aykut ile iyi bir ikili oluştururken Petrovic de hem koşu mesafesi hem de pas dağılımı olarak takımı sırtlayan oyuncuların başında geliyordu. Serkan ise zaten tam bir joker... Kayserispor maçında Tosic yok dediler, onun yerine solda oynadı; Galatasaray maçında Cem Can yok dediler onun yerine sağda oynadı. Hatasız olarak oynadığı iki maç da zaten ona ilk 11'inde kapılarını aralamıştı. 

Curri, Ante'nin yokluğunda forma giyerken Tomic ise yavaş yavaş takımdaki yerini almaya başladığı anda sakatlandı. Tomic'in önemini rakamlarla şöyle açıklayayım; 3 asisti var oynadığı maç sayısı göz önüne alındığında zaten fazla bir konuma yükseliyor bu asistler ama; en önemlisi bu asistlerin 2'sini Galatasaray ve Feenrbahçe'ye karşı yaptı. 

Bu eksiklikler doğrultusunda Fuat Hoca yine farklı oyunculara yönelmek zorunda kaldı. Geçen hafta Ahmet Çalık'ın parıldadığı bu yoklukta fırsat Kerim Zengin'e doğmuştu. Bu hamleyle birlikte Cem Can asıl mevkisi olan orta sahaya kurulurken, Kerim sağ beke geçiyor önüne de sakatlıktan sonra yeni yeni form tutmaya başlayan Hurşut yerleşiyordu. Fuat Hoca Jimmy Durmaz konusunda tasarrufunu yine yedek kulübesinden yana kullanıyordu.

Kenardaki oyunculara baktığımızda aslında kadronun kısıtlılığını görebiliyoruz. 7 kişilik yedekler listesinde, Lekic, Ekigho ve Artun'un yani 3 forvetin bir arada yer alması kısıtlılığı gözler önüne seriyordu. 

Maça dengeli bir başlangıç yapan iki ekipten ilk hamle Karadeniz ekibinden geliyordu. Özellikle Olcan'ın kanat bindirmeleri ve kaleyi karşısına alarak yarattığı tehlikeler ilk yarım saatte Ramazan'ın ellerinde eriyordu. Sağ kulvarda Hurşut ve Kerim hücumda iyi işler yaptılar bir müddet. Ama savunma bölgesinde sıkıntı vardı. Cem Can'daki sağ bek temkinliliği Kerim de olmayınca o bölgede oluşan bir anlık boşlukta Hurşut ile Marek Cech'i baş başa bıraktı. Cech'in yaptığı ortada Halil düzgün bir kafa vuruşuyla skoru 1-0'a getirdi.

Bu gole anında reaksiyon gösteren Fuat Çapa, Kerim'i kenara alarak Jimmy Durmaz'ı oyuna sürdü. Cem Can tekrar sağ beke gelirken Jimmy oyun yapısı olarak daha serbest bir tarzda göründü. Zec solda, Hurşut sağda oynarken Jimmy'nin alabileceği tek yer de buydu sanırım. Jimmy'nin isteği ve hırsı ise ilk topa müdahalesinde belli etti kendini.

Aykut, taca çıkacak topa "taca çıkmasın" iyi niyeti ile müdahale edince Adrian, Ramazan ile karşı karşıya kaldı ve Ramazan'ı da geçti. O sırada topu boş kaleye yuvarlamasını engelleyen isim ise son haftaların yıldızı Özgür oldu. Bu vesileyle Özgür ile de bir kaç şey söylemek gerek... Sezon başından beri her maç geriye gitmeden ileriye gidiyor oyun kalitesi olarak. Özellikle son haftalarda da Sivasspor maçında zorunlu olarak oynadığı stoper pozisyonu ve son Fenerbahçe maçındaki üst düzey oyun karakteri harikaydı. Bu maçta da orta sahanın düşmesinden dolayı Trabzon atakları Gençlerbirliği kalesini döverken orta sahada ayakta kalan tek isimdi. Savunmadan çıkarken takımı tek başına orta sahaya ve hücuma taşıdı desek abartı olmaz. 

Bu performansı devam ederse milli takıma da seçilebilir diye boş bir laf etmek istemiyorum, çünkü oraya gitmesi için önce formasını değiştirmesi geriyor olabilir. Ama bu performansıyla devam ederse aklının bir köşesinde olan Avrupa neden olmasın? Fazlasıyla hak ediyor ve her maçtan sonra taraftardan da istisnasız tebrik alıyor. 

İlk 44 dakika gol pozisyonu yaratmakta güçlük çeken Kırmızı Karalar aradığı pozisyonu 45.dakikada buldu ancak bu kez de Onur izin vermedi. 

İkinci yarı ise tamamen bir kör dövüşüne döndü. Yine Trabzonspor atakları ile Gençlerbirliği kalesini döverken, Gençlerbirliği ise en iyi çalışan bölgesi solu devreye sokmaya çalıştı. Orada da Tosic ve Zec uyumsuzluğu sonuç vermeyince sonuç alınamadı. Orta bölgede Azo'nun kreatif yönü düşünce iş tamamen Björn'e şişirilecek toplara kaldı. O toplarda da maçın hakemi istisnasız Björn aleyhine kararlar verince oradan da sonuç almak imkansızlaştı. 

Gençlerbirliği Jimmy değişikliğinden sonra iki hamle yaptı. Bunlardan biri Hurşut-Ekigho değişimi diğeri Zec-Lekic değişikliği... Lekic, Björn geldikten sonra, yani ikinci yarının başından beri oynadığı dakika 63! Ekigho ise, Gençlerbirliği forması ile Süper Ligde 8 maçta 150 dakika oynayabildi. Ama skoru değiştirebilmek adına Fuat Hoca bu riskleri de aldı. Özellikle Björn'ün üzerindeki ilgiyi dağıtabilmek adına Lekic hamlesi çok akıllıcaydı. Yine yorulan Hurşut'un yerine Galatasaray maçında o mevkide oynayan ve pek sırıtmayan Ekigho da doğru tercihti. Ama ileride gerekli adımlar atılmasına orta sahadan destek gelmeyin bu değişikliklerin de anlamı olmadı. 

Sonuç olarak bir kontra atakla da gol geldi ve Trabzonspor 3 puanı alan taraf oldu. 7 hafta sonra gelen mağlubiyet üzücü olsa da Avrupa'ya dair bir türlü tam anlamıyla yeşeremeyen ümitlerin de bitişi oluyordu. Fuat Hoca'nın maç sonu demeçleri aslında olan biteni gayet net açıklıyordu: İlk yarı istediğimizi sahaya yansıtamadık. Trabzonspor bizi epey zorladı ama ben ikinci yarıdaki oyundan ve futbolcularımın özverilerinden, iyi niyetlerinden dolayı hepsini tebrik ediyorum...

Fuat Çapa'nın dediği gibi ikinci yarı tebrik edilecek bir iyi niyet ve öz veri ile sahadaydı Kırmızı Karalar ama sonucu etkileyecek yegane varlık olan gol olmayınca o emek de boşa düşüyordu. Geçen hafta Fenerbahçe galibiyetinden sonra bir müddet pusularına geri dönen bir grup da yeniden "Fuat Çapa istifa, Ramazan bu takımın kalecisi değil" demek için fırsat buldu. İyi günde suskun, kötü günde fırsatçı bir şekilde istifa demek adaletli olmak bakımından bile sorunluyken tutarsızlık kısmını hiç sorgulamıyorum bile... 

Gençlerbirliği, zorlu 3 maçın yanında gündem olarak; "Fuat Çapa kalsın, takım korunsun" diyen taraftarların ve "takım sil baştan olsun" diyen "taraftarların" mücadelesine de sahne olacağa benziyor. Çoğunluğun umut ettiği ise önce Fuat Çapa kalsın, sonra takım korunsun. 

Şimdi geriye kalan iki çift söz ise, Kırmızı Kara şarkısının farklı yerlerinde dediği gibi; ...Bazen üzer bazen sevindirir sonuçlar bizi de... / ...Fakat birlik olmamışsak kazansak da anlamı ne?... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder