13 Nisan 2013 Cumartesi

Mağlup mu Desem, Mahcup mu?

Elazığspor ve Gaziantepspor maç yazısını kopyalayıp tekrar yapıştırsak bu sayfalara , sadece isimleri değiştirsek sanırım çok uçuk şeyler çıkmaz ortaya... Maç öncesinde karşılıklı eksikler olsa da geldiği günden bu yana  Gençlerbirliği'nin her şeyi desek abartı olmayacak olan Vleminckx'in yokluğu başlı başına problemdi. Bu eksiği ilk on birin değişilmez iki ismi Ante ve Jimmy de eklenince kağıt üzerinde Gençlerbirliği cephesi için sıkıntı büyüdü.

Bu eksik isimlerin yerine geçen haftanın nöbetçi stoperi Curri, Zec ve Artun görev aldı. Sağ kanatta ise geçen hafta oynayan Hurşut'un yerine Tomic şans buldu. Maçın ilk on dakikası Sivasspor'un istediği şekliyle ilerlese de, Gençlerbirliği kıpırdanmaya başlamıştı. Bu kıpırdanmalar çok geçmeden, Azo-Tosic-Zec üçgeniyle mutlu sona ulaşırken; Gençlerbirliği tarihinin 1000.golünü atma unvanına sahip Ermin Zec, MİY maçından sonra tekrar golle buluşuyordu. Bu tarz üçgenleri Artun'la buluşturamayan Kırmızı Karalılar hücum da etkili gibi gözükse de kimi zaman Borjan'a kimi zaman da kendi aralarındaki anlaşmazlıklara yenik düştü.

Bu arada ilk yarının 27. dakikasında Curri sakatlanınca yerini Doğa'ya bırakıyordu. Sıradan bir değişiklik gibi gözükse de aslında Gençlerbirliği'nin tüm düzenini alt üst etmişti. Bu değişiklikle Doğa yerinden kımıldamadan orta sahanın ortasında görev alırken, Özgür mecburen pek de alışık olmadığı stoper mevkisinde Enaramo ile baş başa kalmıştı. İlk dakikalarda acemilik çekse de sonrasında Özgür'ün sade ve etkili orta saha oyunun aynısını savunmada izlemeye başladık. Enaramo'ya geçit vermemesi bir yana , ilk yarıda kesici özelliğini kullanarak savunmadaki topları uzaklaştırması ikinci yarı için de güven verdi.

İlk yarı son iki maçta olduğu gibi Gençlerbirliği'nin pozisyon cömertliği, rakibin çelimsiz ve şaşkın ataklarıyla geçerken ikinci yarının başında da aslında oyun farklı bir profil seyretmedi. Rıza Çalımbay, Pedriel kartını oynayarak hücum gücünü arttırsa da , Ramazan'ı geçmek konusunda beceriksiz kaldılar. Özellikle 50. dakikada Pedriel'in kafa vuruşunu tokatlayan Ramazan güven veriyordu. Bu ataklardan sonra yoğun bir şekilde 10 dakika boyunca maç Sivasspor ve Ramazan arasında geçti. Ayakları ve elleriyle hünerlerini sergileyen Ramazan savunmada itici güç olmayı defalarca başardı.

Dakikalar 77'yi gösterdiğinde ise bir kaleci şanssızlığına şahit oluyorduk. Maçın adamı olmaya aday isimlerden Ramazan, Grosicki'nin ortasını kornere çelmeye çalışırken topu içeriye tokatlıyor ve rakibe arayıp da bulamadığı, ararken her seferinde kendisine takıldığı golü hediye ediyordu.

Bu dakikadan sonra , önce Tomic-Hurşut ardından da uzun süredir ilk 18'e girmekte zorlanan Lekic Artun ile değişiyordu. Ceza sahası içinden bir kaç şut fırsatı yakalansa da gol gelmiyordu. Aslında bu akşam Borjan iyi ve şanslı olan taraftı sadece , Ramazan ise sadece iyiydi. Futbol şansının bir anlık dalgınlığıydı onun başına gelen...

Maç bu skorla tamamlanırken; Björn, Jimmy, Ante miydi eksik olan yoksa biraz şans mı? Kronikleşmiş aksaklıklar var ama bu akşam ki sonuç bunlardan farklıydı. Maç sonu röportajlarında Fuat Çapa; "Ramazan Süper Lig kalecisi olduğunu gösterdi, şanssız bir gol yese de ciddiyetini korudu ve rakibin sonraki ataklarında aynı profesyonellikle karşı koydu" derken, Aykut ise "Ramazan kafasına takmasın, olur böyle şeyler. O bize lazım. Kalecilik böyle bir şey, 90 dakika en iyi isim sizsinizdir ama son dakikada bir hata yaparsınız her şey alt üst olur." diyerek Ramazan'a sahip çıkıp destek oluyordu.

Ümit Kurt'un oscarlık performansına da şahitlik ettiğimiz maçta, Artun'un omuzuna dokunmasıyla yüzü parçalanmış insan edasıyla kıvranması Ümit'e futbolda bir geleceği olmayacak olsa da farklı alanlarda onun adına bizim için bir ümit oluşturdu.


Takımda eleştirilen isimlerin başında gelen Cem Can'ın da özellikle ilk yarı hücumda ikinci yarı da savunmada yaptıkları takım adına en önemli işlerdendi. Tomic'in kanadığını Tosic'in solu kullandığı gibi kullanan Cem Can  ısrarcı oyunuyla büyük katkı sağladı.

Artık Gençlerbirliği için zorlu dönemece girildi...Haftaya Fenerbahçe ile başlayan fikstür ligin son haftasında Bursaspor ile tamamlanıyor. Fuat Çapa "alınabilecek sürpriz puanlardan" bahsederken, muhtemelen böyle sürpriz kayıpların can yakıcılığını tahmin etmiyordu. Haksız da sayılmaz; Kayseri mağlubiyeti, İBB beraberliğinden sonra kimse Galatasaray galibiyetini de beklemiyordu. Bu önümüzdeki 5 hafta alınabilecek her başarılı sonuç sürpriz değil olağanın bir benzer halidir benim için!

Şu belli oldu ki artık Avrupa gerçekten hayal...Son 3 haftada alınan 3 beraberlik rakiplere can suyu olurken Gençlerbirliği'nde onulmaz yaralar açtı. Hani diyor ya Ahmed Arif "Mağlup mu desem mahcup mu /
İkisi de değil" diye işte bu beraberlikleri bundan öte anlatan da bir söz yazmak da nafile gibi! Sanırım bizi bu son 5 haftada bekleyen şey ise alt sıraların kurtarıcısı üst sıraların belalısı bir Gençlerbirliği'ni izleyecek olmak...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder