19 Mart 2013 Salı

Tutmayan Proje : Orduspor...

2011-12 sezonunda lige çıkan Orduspor, ligin özlediği şehir takımlarından biri olarak büyük bir sempati uyandırmıştı. Süper Ligde takımın başında Metin Diyadin ile çıkması da çoğunluk için ayrı bir güzellikti. Takımı lige çıkaran hoca gönderilmemiş yola devam edilmişti. Taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanmış olan Diyadin, oynattığı futbol ve kişiliği ile her zaman takdir kazanmış bir isim olarak ön plana çıkıyordu.

Süper Lige yeni çıkmış bir takım için aslında hiç de fena başlamamıştı Orduspor için. İlk hafta Süper Lig hasretinin dindiği maçta Fenerbahçe karşısında oynanan güzel futbol, Fatih Tekke'nin kimi zaman pozisyon harcama cömertliği kimi zamanda şanssızlıklarıyla sonuç vermese de umut vermişti. Adeta bu oyun 2. hafta gelecek Manisa galibiyetinin de habercisiydi.

11. haftada Kayseri deplasmanına kadar namağlup ilerleyen takım, çoğu zaman şansızlıkların kurbanı oluyordu. Ama oynanan futbol, mücadele ve çaba takdir kazanıyordu. 7. sırada bulunan takım yaptığı bu küçük çaplı sükse ile ilerisi için umut veriyordu. Tabi baş rolde de Diyadin faktörü umudun büyük kısmıydı.

Arka arkaya gelen 4 mağlubiyet işleri tersine çeviriyordu. Aslına bakılırsa tersine çevrilecek de bir durum da yoktu ortada. Yenildikleri Kayseri ligi 11. , MİY 13. , Beşiktaş 4. , Sivasspor ise ligi 7. tamamlıyordu. Yani 34 hafta sonunda zaten Orduspor bu takımlardan üstün bir kalite ortaya koyamadığı için bu takımların altında kalıyordu.

Metin Diyadin yönetimle konuştuğunda yolunuzu açabilirim diyor yönetim "şak" diye o yolu açmak için Metin Diyadin ile yolları ayırıyordu. Sonraki dönemlerde açıklamalar yapan başkan Nedim Türkmen "takımı ilk 10'a sokamamak" diye bir başarısızlıktan bahsediyordu. Geriye ise Metin Hoca'dan "Takımı ilk on hafta üst sıralara taşıyan da bendim son haftalarda mağlubiyetleri alan da... Futbolun içinde olan şeylerden bahsediyoruz. Onuncu haftadan sonra ne oldu diye sorduğunuzda ne diyebilirim ki?" sözleri kalıyordu.

Orduspor bir anda kendini bir projenin içinde buluyor ve Nedim Türkmen ilk 3 yılda Avrupa'ya ardından da şampiyonluğa oynayacak bir Orduspor kurmaktan bahsediyordu. Bu hedefler doğrultusunda "gelir mi gelmez mi" derken Cuper geliyordu.

Cuper kariyeri düşünüldüğünde Huracan, Lanus, Mallorca ve Valencia ile büyük başarılara imza atmış ama ardından enternasyonal bir Yılmaz Vural figürü çizmişti. Valencia'da yaşadığı büyük final kayıpları başarı gibi görülse de netice itibariyle bir kayıptı. İnter ile başlayan Avrupa seyahatinde yolu Gürcistan ve Yunanistan'a da uğramış son olarak da yine bu coğrafyadan uzaklaşmayarak Ordu'ya ulaşmıştı arada geçen başarısız İtalya ve İspanya deneyimlerini saymazsak.

İlk geldiği günlerde Orduspor'un yürüttüğü harika PR çalışması ile müthiş bir rüzgar alan camia, sahada başarılı olamasa da adından söz ettirmeyi başarıyordu. Beraber ağırlıklı bir grafik çizen takım Cuper döneminde 17 maçta 6 Galibiyet, 8 Berberlik ve 4 mağlubiyet alıyordu. Diyadin ise 15 maçta 4 Galibiyet 5 Beraberlik 6 Mağlubiyet aldı. İkisi de 14. yapabildi takımlarını.

Yani keramet Cuper'de de yoktu. Bu sefer Cuper'i korumak adına denebilir ki -dendi de- "bu takım onun değildi". Bir daha ki sezon için Cuper ve o çok "kurumsal" Orduspor yönetimi hedefleri ve vitesi büyütmüştü. Gosso gibi geçen yılın iyi isimleri ıskartaya çıkarılırken, Cuper'in La Liga patentli gözdeleri takıma mont edildi. Barral golleriyle damga vurmaya da başlamıştı sakatlık anına kadar.

Basının göz bebeği haline gelen -getirilen- Orduspor'da tek eksik Cuper'miş o da tamamlanmış havası estirilirken ligin ilk haftası tam bir peri masalı şeklinde başladı.

6 haftayı namağlup tamamlayan Mor Beyazlılar 6. haftada Galatasaray'ı yenerek manşetleri süslerken Nedim Türkmen de zaferi kazanmış komutan edasıyla konuşuyordu. Orduspor "olmuş" diyordu bir çok "otorite"... Ama unuttukları Diyadin'i istifaya getiren süreç de aynen böyle başlamıştı. Biraz daha tecrübesizlerdi araya İstanbul'dan bir büyük galibiyeti sıkıştıramamışlardı.

6. haftanın manşet şampiyonu Orduspor artık tez konusu, spor programlarında oturum konusu olabilirdi. "Cuper nasıl buldu bu isimleri vay be" ile başlayıp "Galatasaray'ın beğenmedikleri ile Cuper ne yaptı  Galatasaray'a öyle" diye devam eden bin bir çeşit analize benzeyen kahve muhabbeti dinledik. Elbette basit bir şey değildi ama zaferi ilan edecek de bir şey değildi bu galibiyet.

Zira bu galibiyetten bugüne yani 6. haftadan tamamladığımız 26. haftaya kadar; 10. hafta Sivasspor, 20. hafta Gençlerbirliği ve 24. haftada da Karabükspor'u yenebildi. 20 haftada alınan 3 galibiyet Orduspor'u ligde 16. sıraya iterken tüm camiayı da düşüncelere sevk ediyordu.

Cuper aslında bakılırsa ilk geldiği günden bugüne kadar Diyadin'in çizgisinin üstüne tek bir çizgi çekemeden götürüyor Orduspor ile birlikteliğini...

Takım futbol oynamıyor, ümit vermiyor... Taraftarlarının bile "düşmeyi hak ediyoruz ama söylemeye gönül el vermiyor" dedikleri bir durumdalar... Nedim Türkmen ise şu anda "Kuvayı Milliye" hareketi başlatmış durumda taraftarı göreve çağırıyor. Türkmen'in 8 maçta 4 galibiyet alacağız dediği fikstür ise şöyle;

Sivasspor (D)
Fenerbahçe
Trabzonspor (D)
Kasımpaşa
Beşiktaş (D)
Bursaspor
Antalya (D)
Akhisar ...

Futbol 3 ihtimalli bir oyun olsa eldeki verilerin de söz sahibi olduğu bir oyun. Can havliyle her takımın her takımdan alacağı sonuçlar olacaktır ama, şampiyonluğa oynayacak olan Fenerbahçe başta olmak üzere, Beşiktaş, Bursaspor ve Kasımpaşa Avrupa hedefi olan takımlar, Trabzonspor ise ne kazanırsam kar mantığı ile hareket edecek, Akhisar ise yükselen form grafiği ile gözümde Orduspor'dan daha büyük bir aday ligde kalma yolunda...

4 galibiyet çıkarmak oldukça güç gibi gözükse de 3 ihtimalli bir oyun için ben Nedim Türkmen'in düşünmeden "alırız" dediği kadar rahat bir şekilde "alamaz" diyemiyorum.

Tarafsız bir futbol sever olarak da Orduspor'un yönetimsel ve takım olarak oyununu lige kattığını düşündüğümde söylemek acı ama bu lige kattıkları hiç bir şey yok! Sükseli bir kaç galibiyet, ufak tefek namağlupluk serileri dışında izlediğimiz hiç bir şey olmadı. Hayal Avrupa, kafa Alaturca... Sanırım en iyi özetleyen de bu durumu Orduspor için...

Projenin her şey olmadığı, PR çabalarının çöktüğünü canlı canlı izliyoruz Orduspor özelinde ama bu diğer kulüplere de ders olmalı. Bu sadece tribünden kopuk sokaktan kopuk oluşturulmaya çalışılan kimliğin ters teptiği ve iflas ettiği bir kimlik yaratma projesiydi. Olmadı, olduramadılar... Olan sadece sanırım onların ipleriyle kuyulara inip oradan çıkma hayalleriyle dolup taşan taraftarlara oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder