18 Mart 2013 Pazartesi

İyi Hal ve Futbol

İlk olarak şike davası sürecinde görmüştük, bir kereye mahsus şike yapmanın anlaşılabilir olduğunu, bir suçu bir kere işlemenin aslında o suçu işlememiş olmak anlamına geldiğini o günlerde öğrenmiştik. "Büyüklerimiz" "bir kerecikten ne çıkar" diyordu bize, biz de "aslında doğru ya bir kereden ne çıkar" diye koroya katılıyorduk.

Sonra gündelik yaşama uyarladığımızda ne kadar havada kalsa da bu zeka ürünü yöntem yolumuzdan şaşmadık. Böyle önemli vakalarda kullandığımız bu yöntemi sıradan cezalarda niye kullanmayalım fikri çıktı birinden... Kırmızı kart göreni görmeyelim bir seferlik dendi. Pilot bölge seçilmesi gerekliydi ama o isimi bulmak da güçlük çekmediler. Süper Kupa'da koskoca Galatasaray hocasız mı kalacaktı? "hakemimize bastı küfürü ama Galatasaray'ı derbide hocasız bırakmak olmaz bu cezanın bir maçlığını biz görmezden gelelim ama hocamıza da iletelim bir daha olursa fena olur haaa" dediler. O bir maçı fi tarihine kadar tekrarlanırsa tekrar misli olarak ceza veririz dediler. Küfürbazlığı ile nam salmış hocamız tutamadı kendini gerçi sonra büyük bir ceza daha aldı. 

Karabükspor maçında Lua Lua tahriklerden tahrik beğenirken elbette aklında ne kırmızı kart görmek vardı ne de Türkiye'deki herhangi bir yargılamanın dahi bu kadar tuhaf olacağına dair en ufak bir ip ucu. 2 maç ceza alan LuaLua iyi halden yırtıp cezası bir yıl erteleniyor ve güle oynaya deparını atıyordu bir sonraki hafta takımının formasıyla...

Ardından Eskişehirspor maçlarının kırmızı kart müdavimi Azofeifa'yı izledik. Gördüğü gereksiz kart ile tribünleri çıldırtan Azo da o iyi halden yararlanıp cezasından bir maç çekip ertesi hafta Kayserispor'a karşı dillere destan bir oyun sergilemişti. Azo bir kaç kez de asist yapacaktı eğer Zec biraz daha şanslı olsaydı. Azo'nun oyuna etkisini iyi takip ettiğim için görebildim ama diğer ertelenenler ne performans gösterdi bilmiyorum. Karabük o iki maçı golsüz geçirdi ama Terim'in takımı?

Sonra salladığı yumruğu isabet ettiremeyen Gökhan Zan uğraştırdı bizim erteleme kağıdını okumadan imzayı yapıştıran kurulumuzu. Yine o meşhur iyi hal devredeydi. Ve Petroviç'i yumruklamayı beceriksizliğinden ıska geçen adam kırmızı kart gördüğü maçın ertesinde Kayserispor hücumlarına karşı koşturuyordu.  Zaten o da çok şaşırmıştı kartı gördüğüne fotoğraftaki yüz ifadesine baksanıza, "salladım ama vuramadım" masumiyeti... Kayserispor karşısında maça etkisi var mıydı? Yoktu belki de zararı vardı ama mesele de bu değil.

Mesele iyi hal diye bir meseleden kırmızı kart gören oyuncunun "bu seferlik görmezden geliyorum bir daha olursa külahları değişiriz" laçkalığında muameleye tabi tutulması. Maç esnasında sosyal medya "yaratıcılığında" yüzlerce kişinin yazdığı "Bobo'nun da cezası ertelensin ikinci yarıda oyunca girsin" "esprisi" ilk başta usandırıcı gelse de insanların futbolun adaletini sağlayanlara ne gözle baktıklarının kanıtı. 

Ülkede adalet olmadığını artık tekrarlamanın faydası yok, adaleti olmayan ülkenin futbolunda adalet olur mu bizi asıl yoran o! Boşuna debeleniyoruz adalet diyerek...

Ne de olsa bu ülke tecavüzcünün ya da katilin mahkemeye takım elbiseyle gittiği için "mahkemeyi adam yerine koyup takım elbise giymiş" diye iyi halden indirim aldığı bir ülke, çok da sorgulamamak gerek bazen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder