20 Mart 2013 Çarşamba

Giderek Eriyen Demir: Karabükspor

Yücel İldiz ile basamakları tek tek çıkan Karabükspor yolculuğunda sonunda istediği hedefe ulaşmış ve Süper Lig kapılarını aralamıştı. Bugüne kadar ligin en üst klasmanı onlara pek fazla misafirperver davranmadı. İlk geldiklerinde yıl 94-95'ti ve ligin son maçında elveda demişlerdi en üst lige. Sonrasında 97-98 ve 98-99 sezonunda küçük bir misafirlik süreci daha yaşadılar. 97-98 sezonunu 44 puan ile 9. sırada tamamlayan Karadeniz ekibi bir sonraki sezon tepe taklak bir performansla ligi 23 puan ile son sırada tamamladı.

Ardından alt ligler müdavimi yaptığı taraftarlarını 2010-2011 sezonunda yeniden Süper Lig maçları seyrettirmeye başladı. İşin cilvesi midir kaderi midir bilinmez yine ligi 9. bitirirken ulaştığı puan yine 44 oluyordu. Yücel İldiz'in başında olduğu takım Emenike ile harikalar yarattığı bir sezonda taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmıştı. Teknik direktör olarak Yücel İldiz ismi tartışmasız bir sempati sebebiyken, göze güzel gelen futbol sergileyen takım bu sempatiyi katmerliyordu.

İlk 4 hafta sonuç vermeyen futbol can sıksa da yükselen performans 7. haftada Galatasaray galibiyeti ile umutlar yeşeriyordu. Gündemi değiştiren bu galibiyet hem Yücel İldiz nezdinde hem de takım nezdinde bakışları üzerlerine topluyordu. Sivas'ta 5-1'lik mağlubiyeti ertesi hafta yine 5-1'lik Ankaragücü ile telafi eden ekip ilk yarıyı 6. sırada tamamlayarak görenlerin hem takdirini kazanıyor hem de başarısı ile parmak ısırtıyordu.

Takım ilk yarıda yendiği Galatasaray ile de ikinci yarıda 0-0 berabere kalıp kaldığı yerden devam ettiğini gösteriyordu. Sezonu da yukarıda da anlattığım gibi 44 puan ile 9. tamamlıyordu.

Sonraki sezon en önemli gol silahı Emenike'yi kaybeden Karabükspor başarısını tekrarlamak ve istikrarlı sonuçlarla yoluna devam etmek istiyordu. Galatasaray'ın belalısı olan kulüp yine 3. hafta Galatasaray ile 1-1 berabere kalıyordu. 10. haftada ise kendi evinde Eskişehirspor'a yenilen Karabükspor ligde 16. sıraya gerilerken, son bir kaç yıla damgasını vuran isim Yücel İldiz istifa etmiş yönetim de bu istifayı kabul etmişti.

Acele bir şekilde teknik direktör arayışına son noktayı koyan Karabükspor takımın başına Bülent Korkmaz'ı getirdi. Ardından gelen 7 haftada Korkmaz aldığı 4 puanla takımın sıralamadaki yerini değiştiremezken devre arası imdada yetişiyordu. Devre arasında Mustafa Sarp, Mehmet Yıldız, Mabiala, Anıl,Uğur Uçar, Ergin Keleş başta olmak üzere 10 futbolcu ile sözleşme imzalandı. Tek hedef vardı, o da ligde kalmaktı.

İkinci yarı Galatasaray şanssızlığını kırmış 5-1 galip gelmişti bu kez Karabükspor önünde, ertesi hafta Trabzonspor karşısında adeta direniş ağı ören Karabükspor son saniyeye kadar canla başla mücadele edip sahadan 2-1 galip ayrılmıştı. 6 haftalık namağlup bir seri yakalayan Karabükspor arada Fenerbahçe'yi de 2-1 ile geçiyordu.

Yavaş yavaş alt sıralardan kurtulan ekip 30. haftada ateş hattının 5 puan üstünde rahat bir şekilde kalan dört haftayı tamamlıyordu. Normal sezonu da yine 44 puan ile kapatıyor ama bu kez sıralaması 12.likte kalıyordu.

Ertesi sezon devam etmesi beklenen Korkmaz ile yönetimin çalışma ya da sözleşme süresinde uyuşamayınca ipler koptu ve Korkmaz görevinden ayrıldı. Yerine de bir kaç kez Türkiye'de şansını denemiş olan Skibbe geldi.

Skibbe ile transferde de iyi bir yol izleyen Karadeniz ekibi, LuaLua, Gökhan Ünal, İlhan Parlak, Selim Teber, Ahmet İlhan, Yiğit İncedemir gibi tecrübeli isimleri kadrosuna katıyordu.

Futbol ve oyun yapısı olarak hiç bir şekilde ümit vermeyen Skibbeli Karabük 10. haftada yine 9 puan ile 16. oluyordu. Ve 10. haftada bir kez daha teknik direktör değişikliği yolu gözüküyordu. Bu kez takımın başına gelen isim ligin seyyahlarından, İstanbul takımlarına karşı aldığı sürpriz galibiyetlerle manşetlerden Ferhan Şensoy göndermesi yaptıran "Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı" manşetindeki kahraman Mesut Bakkal 'dı.

Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor deplasmanlarında alınan 3-1'lik sürpriz galibiyetlerle tekrar manşetlerde yerini alan Mesut Bakkal başarısı ile haklı bir şekilde övünürken kendinden önceki Skibbe ile ilgili de eleştirel açıklamalar yapıyordu. Ona göre "yabancılar batırıyor biz topluyoruz" durumu söz konusuydu. 18. haftada 6. sıraya kurulan Karabükspor'da işler iyi gidiyordu. Mesut Bakkal'ın Skibbe'ye yaptığı eleştiriler alkış ve tebrik bile alıyordu. Ne de olsa başarılıydı ve konuşmak da en doğal hakkıydı. Bir de 2-0 geriden gelip Beşiktaş ile beraber kalması da bir başka övünç kaynağıydı.

Koreografilerle takıma Avrupa Kupaları hatırlatması dahi yapılmaya başlanmıştı...

26. haftaya yani bu haftadan sadece 6 hafta sonra ise işlerin biraz ters gittiği görülmeye başlandı. "Büyükler" olarak tabir edilen takımlara kök söktürüp onlardan 10 puan toplayan Karabükspor diğer 22 maçından sadece 20 puan toplayabildi ve düşme hattının bir puan ve bir sıra yukarısında gelecek ile ilgili kaygılı günlerin sıkıntısını yaşamaya başladı.

Mesut Bakkal batırmakla suçladığı Skibbe ile neredeyse aynı sıralamaya gerileyen takım artık gerçekten Mesut Bakkal'ın toparlamasına muhtaç şu anda... Sorumsuzca biraz da kendinden öncekine saygısızca yaptığı yorumlarla anti pati yaratan Mesut Bakkal'a şimdi Skibbe'ye söyledikleri nedeniyle biraz alaycı biraz da kinayeli şekilde o sözler hatırlatılıyor.

Peki Mesut Bakkal ya da Karabük bu kez başarabilir mi? Geçtiğimiz sezon bu deneyimi yaşayan Bakkal bu sınavı verememiş ve Samsunspor ile küme düşmüştü. Şimdi önündeki yola bakacak olursak;

Kayserispor
İBB (D)
Galatasaray
MİY
Elazığspor (D)
Gaziantepspor
Sivasspor(D)
Fenerbahçe

5 maçı içeride oynaması avantaj gibi gözükse de istikrarsızlıkta iç-dış saha ayrımı yapmayan takım için bir avantaj olarak gözükmüyor. MİY, Elazığ ve Antep birebir rakibi konumunda ve bu maçlar kıran kırana geçmeye adaylar maçlar olacak. Galatasaray ve Fenerbahçe şampiyonluğun iki adayı olarak zaten başlı başına zor maçlar olarak gözükürken bir de Fenerabahçe'nin şampiyonluğu son maça kadar kovalaması halinde Fenerbahçe'nin maça atfedeceği önem artacak ve yoğun bir baskı altında girecekler. Geçen yıl Antalya'nın yaşadığı sıkıntıyı bu kez onlar yaşayacak. Mesut Bakkal o gün düşen taraf olmuştu. Kaderinin son maça kalması durumunda bu kez akıbeti o günden çok da parlak gözükmüyor.

Son yılların sempatik taraftar topluluğunu da kaybettiklerini gözlemledim son Gençlerbirliği maçında... 90 dakika alakalı alakasız küfürlerle takımına katkı sunmaktan uzak bir taraftar grubunu izledim. Bu devam ederse ilerleyen günler için kader maçlarında büyük bir eksi olur.

Düşmesini ister miyim? Son iki yılda yaptıkları ve bıraktıkları güzel şeyler hatrına istemem ama artık bu teknik direktör istikrarsızlığı, 3 büyük özentisi tribünüyle sıradan bir takımdan da farkı kalmıyor. Yücel İldiz döneminde sevdiğim Karabük yerine her yıl iki antrenörle çalışan, tribünlerinde orjinallik adına hiç bir ürünün barınamadığı bir kulüp karşımda duruyor.

"Eski günlere dönerim diyorsan kal, artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz diyorsan git" denilebilecek tuhaf bir hal Karabükspor'a bakış açım... Geçen yıl açtıkları "Emeğin başkentine savaşmak yakışır" ya da "İNANIN Direne Direne Kazanacağız" pankartlarını unutmak ne mümkün... Ama o direnişçi hava ve ruhun şimdilik biraz uzağındalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder