1 Şubat 2013 Cuma

Kaybedilen Puan mı Samimiyet mi?

Maç öncesi tablo ilk yarıdakinden çok farklı değildi. Farklı olarak Galatasaray mağlubiyeti vardı cepte. İlk yarıda “bu takım iş yapar” hissini veren Galatasaray maçı bu kez “bu kadar kötü alternatifsiz futbol olur mu?” sorularına bırakmak üzereyeken o klasik deyimleşmiş “her şeyin ilacı transferdir” klişesine yenik düşüyordu gerçekler. Hele Niang transferi gözleri öyle bir boyadı ki “bu takım çok gol yiyor, orta saha lazım” korosu bir anda “Almeidalı Dentinholu Nianglı Holoskolu Olcaylı Necipli Fernandesli kadrolar yazmaya başladılar yabancı kontenjanına inat.

İlk yarı idealine yakın bir kadro vardı sahada. Golle rahatlayan ya da bizim rahatladığını sandığımız maç ikinci yarı ile birlikte ikinci golü de sunacaktı Beşiktaş’a tabi rahatlık ya da ellerin kalplere gitmediği bir Beşiktaş maçı mümkün olabilseydi coğrafyanın herhangi bir köşesinde. Yine olmadı aslında olmamasının habercisi Karabükspor’un 10 kişi kalmasıydı. Hatalı olduğunu düşündüğüm bir hakem kararıyla eksik bırakılan Karabük maç bitti diyenlerin suratlarına çarptığı suyla klasik bir Beşiktaş maçının açılışını yaptı bizlere.

Çok geçmeden Karabük Ersan’ın basit hatasıyla durumu da eşitleyince tam bir “made in Beşiktaş” maçı başlamış oldu. Kör dövüşü haline gelen maçta kimse gol atacak kabiliyeti de gösteremedi. Yunus Yıldırım’ın kırmızı kart kadar hatalı bir kararı da yan hakemle ortaklaşa Sinan’ın içerden çevirdiği gol asistine dışarıdan diyerek kötü oynayan Beşiktaş’ı kendince cezalandırışıydı.

Maç adına sabaha kadar konuşulacak nafile şeyler bulabiliriz şu niye olmadı bu niye olmadı diye ama eldeki artılara bakmak gerekirse bir tek Sinan kalıyor. Sinan ne yaptı? Almeida sakatlanınca ilk yarıda oyuna girdi ve herkesin 1994’lü küçümsemelerine inat insiyatif almaya çalıştı, orta sahaya geldi top aldı, pas yapmaya çalıştI. Ne rakip savunmanın arasına saklandı ne de yarı alanın en ucunda “yattı.” Ama biz iyi niyetin cezasız kalmadığı bereketli topraklarda yaşıyoruz ve bu iyi niyetli oyunda cezasız kalmadı. Maç aralarında maç anlatımlarında Samet Aybaba’yı genç oyunculara şans veriyor diye öven spikerler eğer ki Sinan’ı seyircilerin önüne atıyorsa orada yorumculuk çıkar samimiyetsizlik girer devreye. İki pozisyon değerlendirememesi sonucu “oyunda hiç yok, pas hatası yapıyor,Fernandes yerine o niye çıkmıyor” demek kimse kusura bakmasın tetikçilik yapmaktır. 1994 doğumlu genç bir futbolcunun özgüvenini göz ardı etmektir. Amma bilinçli amma bilinçsiz. Ki ben bunu sırf konuşmak için konuşulmuş laflar olduğunu düşünüyorum. Çok değil birkaç lig haftası önce de aynı kişiler 70.dakikadaki oyun değişikliğinde “Samet Hoca Cenk’e niye şans vermiyor, en azından maç rahatlamış McGregor çıksın Cenk girsin” diyerek 3. Değişikliğin kaleci değişikliği olması gerektiğini söyleyen “konuşmacılardı”.
                                   (Hakemlerin dışarıdan çevrildiğini iddia ettikleri pozisyon)

Maçın ikinci tetikçisi de çuvaldız kısmındaydı. Ersan’ı yaptığı hatadan dolayı oyundan çıkartan Samet Aybaba eğer ki ileriye dönük bir hareket yapmak istiyorsa alacağı son isim Escude olur. Cenk’i alırsın kazanmak için Escude’yi yine almazsın. Hepimiz biliyoruz bu Escude’nin bu takımda “tutmayan” oyunculardan olduğunu. Ersan çıkarken onca ıslık ve bağırış çağırışla çıkıyorsa sen de tetikçisin Samet Hoca. O saatten sonra Ersan nasıl büyük bir hata yapabilir? Ya da değer mi onu seyircinin önüne atmaya? Zaten sahada atmasa basın toplantısında seyircinin önüne atan “gençlere şans veren” bir hoca kendisi.

Maçlar kaybedilir telafisi vardır ama bu samimiyetsizliklerin telafisi olmuyor olamıyor.
Karabükspor hak ettiğinin belki de azını alarak ayrıldı stattan, çok büyük bir saygıyı hak ediyorlar. Yunus Yıldırım çift taraflı kötü yönetimle maçın önüne yine geçmeyi başararak “devamlı hakemleri eleştiriyorsunuz” diyenlere “bizi eleştirmesinler de ne yapsınlar” cevabını verdi.

Oyuncusunu seyircinin önüne atan “gençlere şans veren hoca” olarak Samet Aybaba ve genç demogogu spikerler kötü takımın da önüne geçtiler gözümde. “Gençlere şans verilmiyor” diyen insanların bugün gencecik bir futbolcu ile ilgili kelime tasarruflarını ne yönde kullandıklarını görmek samimiyet karinesiydi.

Takım çok kötüydü açıklamaya mahal vermeyecek şekilde ama tek kötü de takım değildi. Kaybedilen iki puandan ziyade kaybedilmesi muhtemel bir Ersan var şu anda. Sinan’ı kazandık diye seviniyorum ama “gençlere şans veren hoca” ona ne der ondan çok korkuyorum. En kötüsü de bu maçın hakemi ve spikeri işini doğru yapmanın verdiği rahatlıkla yaşayacak. Biri Sinan’ı kelimeleriyle biri çevirdiği topa çaldığı düdükle yazık ettiğini bilmeden. Sinan’da “Beşiktaş görmek” de bizim gibilerin kazandığı 3 puanlardan değerli bir ruh hali olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder