9 Şubat 2013 Cumartesi

Jerusalem'den Madımak'a...

Irkçılık ya da idari adıyla faşizm başkasındayken eleştirilebilirliği rahat ve kolay bir kavram. Siyah bir futbolcunun yaşadığı İtalya'daysa tüm sağ duyumuzu gösterebilirken bizim Misak-ı Milli sınırlarımızda ise kesin tahrik vardır diyerek "ama" ile başlayan cümleler kurarız.

Festus Okey'i kaçımız tanıyor kaçımız biliyoruz ve İtalya'da İngiltere'de olan bir mevzuya kaçımız isyan ediyoruz. Ters orantı samimiyet karnemiz.

(Kulüp binasından bir kare)
İsrail'de Beitar Jerusalem takımının iki Müslüman transferi üzerine taraftarlarının beyinsizce ırkçı tutumları ülkemizden yakından takip ediliyor. Tabi burada algılanış "Müslüman düşmanlığı" adı altında oluyor ama asıl mesele büyük resim ırkçılık. Avrupa başta olmak üzere tüm coğrafyalarda rastlanabilecek bir ırkçılık ayrımcılık çeşidi de İslamofobi! Sakalın, saçı örtmenin delil sayıldığı ya da iki kez arama noktasından geçmeye yeterli sebepler olduğu günlerin çok uzağında değiliz. Tabi ki tam anlamıyla "beyaz" değilseniz.
(37 canın yitirilişini kutlayan "insanlar")

İki Müslüman futbolcuyu takımlarında istemeyen taraftarlar, kulüp binasını ateşe vermeye kadar vardırdı işi. Paranın dini olmaz yoksulluğun vatanı kadar evrensel bir beyinsizlik olan ırkçılık da her yerde. Bana bir yerleri ateşe vermekle nefreti birleştirince aklıma hep Sivas gelir. "Özgürlüğü yazan ellerin kalemlerin tutuşması" gelir. Ne alakası var sayıklamaları olacak tabi. Ama nefret her yerde nefret amaç her yerde aynı amaç. O binada iki Müslüman futbolcunun olduğunu bilseler vazgeçerler miydi yoksa daha iştahlı mı ateşe verirlerdi o binayı Jerusalemli taraftarlar? 37 kişiyi öldüren beyinle Müslüman futbolcu aldılar diye kulüp binasını ateşe veren beyin aynı şeyden besleniyor aynı şeyi düşünüyor aynı şey için yaşıyor.
("Hassas" vatandaşlar Ahmet Kaya tişörtlü inşaat işçilerini linç etmek isterken.)

Ya da Ahmet Kaya tişörtü giyen Kürt işçileri linç etmek isteyen beyin...O da aynı şey için varlığını bir yerlere armağan ediyor. Samimiyetten uzak sırf "Müslüman" oldukları için sağduyunuzun aktif hale geldiği bir olaydan bahsediyoruz, o oyuncular Hristiyan olsaydı ve sırf bu nedenle bu olaylara maruz kalsaydı? Ne olurdu tepki buralarda?

Hani spor her şeyin üstünde diye bir söylem tutturuyorsunuz ya, İsrail takımı Ankara'da Türk Telekom ile oynayacağı maça güvenlik gerekçesiyle çıkamamıştı. Oyunculara ayakkabıya varana kadar fırlatılmayan şey kalmadı. Yine o günlerde Beşiktaş Maccabi ile oynadığı futbol maçına bir grup Taksim'den yürüyüş yapmadı mı inönü'ye İsrailli takımı protesto etmek adına? Filistin'i sadece vurulduğu zaman hatırlayan sevimli anti emperyalistler diyarı olunca memleket böyle oluyor işte.

Kısacası kendi samimiyetsizliğimizle iki yüzlülüğümüzle yüzleşmeden olmaz o işler. Beyinsiz Jerusalemliye de Madımak canilerine de Ahmet Kaya tişörtü giyenleri linç etmek isteyenlere de karşı durabilirsen lafının ağırlığı vardır. Eğer ayrımın varsa bu hadiselerde lafının değil cisminin bile tüy kadar ağırlığı olmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder