27 Ocak 2013 Pazar

Derbi Hariç Her Şeye Dair

Sıcağı sıcağına yazmak aslında pek de iyi bir şey değil. Ama o sıcağı sıcağına yazdığın şeyler aylardır millet şen şakrak gülüp eğlenirken senin kara kara düşündüğün şeylerse çok da aceleci ve bir hışımla yazılmış cümleler gibi olmuyor.

Sosyal medya denen yer hepimizin (ben dahil diyorum çünkü sonra ama sen'li cümleler başlıyor) otorite olduğumuz istediğimize sövdüğümüz saydığımız ve bunda gram tuhaflık hissetmediğimiz bir mecra. Bugün yine maç anından maç sonuna kadar bir sürü saçmalık gördük yaşadık. Maçı bir süre sosyal medyadan takip ettim de diyebilirim.

Samet Aybaba'dan tutun her futbolcuya tek tek küfür okumak mümkündü. Rakibi de ayırmıyorlar tabi. Şimdi sormak lazım o arkadaşlara; sahi ne bekliyordunuz? 10 maç üst üste yenilmemek ortaya akıl koymadan oynamak, fiziksel güçle, yürekten, kalpten, oynamaktan başka bir izahı olmayan futboldan ne bekliyordunuz? Genç futbolcu çıkarır etiketinden başka pek meziyeti olmayan bir hocayla lige başlamak takım bir şekilde zirvede tutunduğunda onu Guardiola muamelesi yapmak...(Şurada o başarısı burada bu başarısı var diye istisnaların kaideyi bozmayacağı örnekler sıralanacak yine)

Başarısız bir yönetimi FEDA diye uyduruk bir PR ile destekleyip her hareketiyle imaj peşinde olup o FEDA sözlerini son anlarında söyleyen insanlara saygısızlık yapılmasını izlediniz sahi ne bekliyordunuz? Çok değil bir kaç sezon önce de "çıldırt bizi başkan" derken şimdi hesap sorsana dediğiniz adamın hiç bir hesap sormazken Beşiktaşlılık diye herkesin kendine göre yorumladığı çektiği bir meseleyle geçiştirmesine niye onay verdiniz? Sorulan hesap neyse başarı da odur. Şampiyon olursunuz olmazsanız tişört satmak için FEDA diyen adamlara sessiz kaldınız işte o yüzden hak ettik ediyoruz bazı şeyleri.

Melo tükürdü, Burak kendini yere attı, hakem oldu şu oldu bu oldu kimin umurunda. Bu meseleler bir haftalık meseleler o hafta yaşıyoruz bitiyor. Ama tüm tutarsızlıklar, tüm samimiyetsizlikler 34 hafta ligde sonrasında iki sezon arasında devam ediyor. Mühendis Oktay diyen arkadaşlar var, ne yapalım arkadaşlar Mühendis Oktay'ı vandallar katletti Galatasaraylı futbolculara ona göre mi muamele yapsın futbolcular. Bir maç için Mühendis Oktay'ın intikamından bahseden adam neyin Beşiktaşlılık duruşundan bahsediyor?

Temizlenin de gelin dediğimiz adamlar kendi futbolcularımıza "ibne" derken Beşiktaş'ın çocuğu diye bağrına basanlar da farklı kişiler değil. Yine senin benim gibi adamlar çoğu zamanda sen ben! Bir maç kaybettik bunlara ne gerek var sorusu sorulabilir rahatlıkla. Ama bu maçın sonucu bu akşam oynanan futbolla alınmadı. Bu maç 26 Mart 2000 tarihinden beri oynanan oyunun sonucu. 2000 yılından beri kaybedilen değerlerin sonucu. Beşiktaşlılık duruşu deyip tekme atan kendini yere atan oynamayıp parasını alan oyuncuları yıldız diye transfer edenlerin sonucu. "Küfür ettin mi" diye soran hakeme "evet küfür ettim" cevabını veren "niye yalan söylemedin" dendiğinde "üzerimde Beşiktaş forması var nasıl yalan söyleyeyim" diyen "güzel adamların" hikayeleriyle sevdim ben bu takımı, tekme atıp hakem görmedi diye koşusuna devam edenlerin hikayeleriyle değil!

Sözün özü şudur, şampiyon da olunabilir tek maç kaybetmiş takımdan bahsediyoruz bu sene için, bu kadro bir temel olup bir kaç yıla damgasını da vurabilir ama ben kaybettiklerimizin peşindeyim. Hala 100. yıl için içimde şüphe varsa "Sergen attı şampiyonluk geldi" haykırışı ile içime dolan o coşku acabalarla bölünüyorsa onun da bir değeri yok.

Sevinmek için sevmedik diyenlerin sokakta oyna kaldırımda izleyelim diyenlerin en ufak tökezlemede uyandıkları hayal dünyalarından küfre başvurmaları? Beşiktaşlılık duruşu?

Şimdi daha doğrusu 26 Mart 2000'den beri çuvaldız zamanı? Şimdi mi böyle oldu diyenlerle kısa bir arşiv gezisine de kabulüm.

18 Haziran 2012'de Aybaba ile olmaz dediğim için "Beşiktaş'ın hocasına saygılı ol, hocamız o bizim" diyenlerin bugün ona küfürler ettiği gündeyiz. Tüm etiğin ve tutarlılığın ayaklar altına alındığı karlı bir İstanbul akşamında oldu gibi gözükse de her şey işte çok daha eski tüm mesele.

Bize ne bundan diyenlere de eyvallah tabi ama ben hala dün olduğum yerdeyim bu da bana yeter, yetiyor en azından. İleride bir gün çocuğum olduğunda benim anlatacaklarım yine babamın bana anlattıkları olacak işte en kötüsü de bu!

Reklam niyetine değil bir tek ona ya da onun gibilere yakıştığı için FEDA...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder