16 Ekim 2012 Salı

Ben Biraz Değişik Konuşacağım, İzninizle...

2011 yılının bu dönemlerine denk geliyordu sanırım, Rutkay Aziz, Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülünü alırken yaptığı konuşmaya şöyle başlıyordu; "Ben biraz değişik konuşacağım, izninizle..."

Sonrasında sanat dünyasının geldiği konumdan tutun da ülkedeki hukuksuzluklara kadar bir çok noktayı "kendince" eleştirmişti. İşte şimdi o giriş cümlesini hatırladım milli takımın durumu ve bendeki etkisini düşününce...

Ben biraz değişik konuşacağım,izninizle...Bugün Demirören federasyonunun Macaristan galibiyeti primini duyunca yeniden bu milli takımın neden "benim milli takımım" olmadığını düşündüm! Bazılarına göre böyle bir lüksümün olamayacağını biliyorum, ama o lüksü bana sunan bir çok etken oldu. Şoven duygularla ne kulüp takımımı ne de ulusal takımı desteklemedim. Sorgularken, eleştirirken rakipten önce kendi kapımın önüne baktım ve o yüzden en çok tuttuğum kulüp takımımın yönetimini antrenörünü her şeyi eleştirdiğimden çok eleştirdim o yüzden de bu milli takım "benim milli takımım değil"!

Tribünlere el kol hareketi yapan kaptanı olan,o kaptanı bir kaç kere ırkçılık ithamıyla karşı karşıya kalmışken; yakın plan kamera ile çekildiğinde çok rahat şekilde arkasındaki taraftarların anneleriyle ilgili küfredildiği gözüken futbolcusu olan takımı ben gözü kapalı destekleyemem. İsviçre maçında bir harekat ordusunu yönetir gibi maç biter bitmez "aslanlarım ileri" tarzında takımı sahaya ve soyunma koridorlarına yönlendiren bir hocanın yönetebildiği, eleştiriler yükseldiğinde aldığı İrlanda galibiyetini "içimizdeki İrlandalılara" hediye eden , oyuncu seçimini yapan hocayı takım içi ülke içi siyasete  kurban eden bir takımı ben gözü kapalı destekleyemem.


Herkes şike var mı yok mu diye tartışırken ortada olumlu ya da olumsuz tek kanıt yokken bu ligde şike yoktur gözaltıların hepsi haksızdır diyen kulüp yöneticilerinin seçtiği federasyon başkanının başında olduğu milli takımı da ben gözü kapalı destekleyemem...Federasyona üye bir takım Avrupa'ya ceza alarak gidemezken ve bu cezanın nedeni o federasyon başkanıyken o federasyon başkanın söz sahibi olduğu milli takımı da kulüp takımını da gözü kapalı destekleyemem!

Kameralar önünde vatan milletten dualardan bahseden oyuncu topluluğunun galibiyet primleriyle ayakta durduğunu düşündükçe, onca başarısızlıklarını hiçe sayarak milli takımlar seviyesinde en yüksek primleri alan bir takımın forma samimiyetlerine güvenerek bir takımı da gözü kapalı destekleyemem! Kimse kırmızı-beyazın kutsallığından da bahsetmesin bu milli takıma sponsorlar istedi diye turkuaz forma bile giydirdiler, zaten bir tekstil ürününden de kutsal yaratmak çok daha farklı bir problemimiz oldu ülke siyasetinde de toplumsal algıda da...

Rakiplerin sakatlıklarına "oh olsun" diyen, rakip oyuncu vakit geçirirken "çirkeflikle" suçlayan kendi oyuncusu yaparken "profesyonellik" diye bir şeyden bahseden basın ve yorumcularının desteklediği "vur kır parçala" kazan diye gaz verdiği bir takımı da gözü kapalı destekleyemem...

Kısacası şovenizmin , ırkçılığın , cinsiyetçiliğin , adaletsizliğin , iki yüzlülüğün , kendisini destekleyen milyonlara saygısızlığın kol gezdiği bir yapıyı asla destekleyemem. O yüzden Romanya maçı da Macaristan maçı da benim için bir spor müsabakasından öteye gidemiyor. Ülke puanı, ülke prestiji diyenlere de sözüm; saydıklarım benim için daha değerli şeyler, geri kalanı ise daha fazla sponsor daha fazla prim daha fazla tutarsızlığa giriyor bu haliyle. Ben seçimimi yaptım seçim sizin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder