27 Ekim 2012 Cumartesi

Beklenen Galibiyet

Geçen hafta son düdükten sonra yere yığılan takım taraftarının o günkü alkışı ve tebriğiyle ayağa kalkıp soyunma odasının yolunu tutmuştu. Beckett'ın oyunundaki Godot gibi bu maçtan da gelip gelmeyeceği "hiç" belli olmayan bir galibiyeti beklemeye koyulmuştuk. Takımda bunun farkında olacak ki o gün ayağa kalkan takım oturmaya durmaya niyeti yokmuş gibi başladı Kasımpaşa maçına...

Oğuzhan demekten dilimde tüy bitti desem yeridir. Hep 65'ten sonra oyuna girip attığı iki çalımdan fazla bir şey izleyemediğimiz Oğuzhan gösterdi ki Uğur'un 90 dakika oynayabildiği takımda o hayli hayli oynar. Attığı paslarla çalımlarla gözlerin pasını silen Oğuzhan orta sahadaki Fernandes bağımlılığını da azaltmış gözüküyor. Ferdi'yi tut Beşiktaş'ı yen anlayışı bir nebze olsun ket vuruluş şekilde bekleyecektir bir süre.
Maçın iyilerinden biri de eleştirmekten yorulduğumuz Almeida oldu. İlk golde arka direğe giden topa pozisyon içinde olmadığı halde yaptığı koşu ve penaltı kullanır gibi vurduğu kafa "golcü" sıfatını hatırlattı yeniden. Oğuzhan ve Fernandes'in toplarına yaptığı koşular ceza sahasındaki hareketliliği Werder Bremen günlerine dönüş esintisi taşısa da bazı şeyler için sanırım biraz geç kaldı.

Beşiktaş'ın ikinci golü ise Barca örneği abartılı olacaksa da tipik bir PES 2013 pas oyunu sonucunda gelen golleri andırıyordu. Arka arkaya "yapılabilen" paslar dikine top sürüşler Fernandes'in soğuk kanlı dokunuşuyla skoru 2-0'a getirdi. Kasımpaşa kabullenmiş gibi oynuyordu ta ki kornerden gelen topta buldukları gole kadar. Özer'in golünden sonra işler biraz terse döner gibi oldu. Kasımpaşa pas yapmayı hatırladı baskı kurdu bir kaç denemede bulunsa da ilk yarı ikinci bir gol için yetmedi.

İkinci yarıda silkelenen Beşiktaş faul olmayan bir pozisyonda kazandığı serbest vuruşta yine Fernandes'in Sivok'un kafasına verdiği pasta Beşiktaş üçüncü golü bulup rahatlıyordu. Sonrasında ise her şey küçük denemeler şeklinde geçti. Oğuzhan Fernandes Necip Veli Olcay gibi isimler hep ileriyi düşünerek bir şeyler denese de sonuç çıkmadı.
Maçtan kısa notlar belirtmek gerekirse; gecenin güzel anlarından biri Necip'i kaptan görebilmekti. Toroman gibi hakemle ayrı rakiple ayrı dalaşan biri yerine Necip gibi takımı temsil edebilecek daha sakin biri bu iş için biçilmiş kaftan olabilir. Yaşı belki çok genç ama kaptanlık kurumundan kimler geldi kimler geçti diye düşününce bu şansı vermek gerekir diyorum.

Gözlemlediğim 3 planlı bir orta saha şekilleniyor takımda; Fernandes ilk sırada, o olmazsa Oğuzhan o olmazsa Veli bu işi kotarmaya çalışıyor. Fernandes'e bağlanmaktansa bu tarz yeni yol arayışları uzun vadede ve lig maratonunda Beşiktaş'a kazandırır.

Son olarak da rakip ile ilgili bir kaç kelam etmek gerekirse; ligin en iyi başlayan takımının hocasını gönderip en kötü başlayan takımın hocasını takımın başına geçirmek tam bir Beşiktaş tipi yönetici vizyonsuzluğuydu. Beşiktaş onlardan ucuz kurtuldu darısı Kasımpaşa'nın başına diyelim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder