22 Eylül 2012 Cumartesi

STSL: Gaziantepspor-Beşiktaş : 3-2

     Cumartesi gecesinin prömiyeri olarak sunulan Gaziantepspor-Beşiktaş maçı bol gollü az futbollu bir maç olarak tanımlattı kendini bana. Bakıldığı zaman futbol adına pek az şey görebildik. Estetik goller paslar bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaydı.

  Maça erken gelen Olcay golüyle başlayan Beşiktaş ilk yarı olarak oyunu domine etmese de kontrol altında tutmayı başardı. Gaziantepspor ise orta saha mücadelesi ile ayakta kalmaya çalıştı. İkinci yarı ise maça hızlı başlayan Gaziantep oldu. İkinci yarının 4. dakikasında Sosa ile golü bulan Gaziantep oyunu dengeledi.

    Hücumlarına ve savunmasına telaş gelen Beşiktaş akıllı top kullanamamaya başladı. Kaptırılan toplar kapılan toplar hengamesinde sıkıcı bir 15 dakika izledik. Sonrasındaki dakikada ise Beşiktaş'ın iki defa oyunun yönünü değiştirme isteği ile topu sahada en iyi kullanabilecek oyuncuya ulaştırdılar. Fernandes top ayağında içeriye baktı sonra topa baktı ve harika bir pasla -asla orta değil- topu Almeida'nın kafasına bıraktı. Almeida da eğilerek topa kafa vurmak yerine güzel bir kafa vuruşu ile tekrar Beşiktaş'ı öne geçirdi.


    Beşiktaş öndeydi ama açık söylemek gerekirse futbolunu kabul ettirememişti rakibine. Gaziantep ise güzel futbol oynamıyor ama tabiri caizse "ısıran" futbol ile oyunun kendi lehine çevirmeye çalışıyordu. Samet Aybaba kötü giden takımda teşhisi yanlış yapınca işler daha da Antep lehine döndü. Orta sahadan birini çıkarıp bir orta saha almak yerine Holosko'yu zayıf halka olarak gördü ve onu çıkardı. Halbuki o dakikalarda Beşiktaş'ta düşen cephe orta sahanın ortasıydı. Zira o dakikadan sonra da orta sahanın ortası Taksim Gezi Parkından hallice olarak bitirdi maçı.

  Bir yan topta topa hatalı çıkan "tecrübeli" savunmacı Sivok penaltıya sebebiyet verince Cenk McGregor'u ters köşeye yatırıp durumu eşitliyordu. Beşiktaş bu dakikadan sonra galibiyet golünü aradı ama o arayış için hiç bir artı değer koymadı sahaya. Gaziantepspor da "bu Beşiktaş daha bana gol atamaz" rahatlığına kavuşunca ibre görünürde Beşiktaş'tan yana aslında ise Gaziantepspor'dan yana döndü. Samet Aybaba da maçı "kazanmak" adına tek olumlu iş yapabilen Fernandes'i kenara çekip Batuhan'ı aldı oyuna.

   Maç böyle bitiyor derken Gaziantepli Orhan Gülle ceza sahası dışından haftanın golü olmaya aday bir golle sonucu belirliyordu 90+2'de. Batuhan bu gole "Orhan kardeşimiz oradan 500 defa vursa bir tanesi gol olur o da bu gece oldu" derken ister kabul edin ister etmeyin Hikmet Karaman'ın değişiklik kartları maçı aldı. İkinci yarı oyuna giren Sosa ve Orhan'ın attığı goller 3 puan getirdi.


  Geceden diğer notlara gelecek olursak:

Hakem: Maçın sertleşmesine daha doğrusu Fernandes ve Olcay'ın tekmelenmesine göz yumdu, Fernandes'e gösterilen sarı kart ise bu hareketlerin ardından tam bir komediydi.

Olcay: Golü attı iyi işler de yaptı zaman zaman ama Serdar Kurtuluş'un sert müdahalesinden sonra ayağı kırılmış gibi çimleri yolarken on saniye sonra sağlam şekilde ayağa kalkması hoş değildi. Bu taraftar onu bu şekilde sevmez, sevemez, O da diğer antipatik oyuncular gibi futbol kamuoyuna malzeme olur biter.

Uğur Boral: Gecenin en çok aksayan adamıydı. Ne hücumda ne savunmada kötü işler yaptı ve çok pozisyon geldi onun kanadından. Peki alternatif var mı diye bakıldığında ise kulübede bir isim yok. Mecburen İsmail Köybaşı beklenecek.


Erkan : Maça girdiği ilk andan itibaren arzuluydu istekliydi ama bunun yetmediğini gösterdi. Son vuruşu yok ve kafayı kaldırmakta güçlük çekiyor. Top ayağına geldiğinde gereksiz bir panik havasına bürünüyor. Çok çalışması lazım ki alternatif ya da direk ilk 11 oyuncusu olabilsin.

Fernandes: Yok onun gibisi şu takım içinde...Alternatifi yok , muadili ya da amiyane tabirle "çakması" yok! Onun gösterilen bu anlamsız sarı kartlar sonucunda cezalı olması ya da bu maçtaki gibi tekmelere maruz kalarak sakatlanması durumunda Beşiktaş ne yapacak çok merak ediyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder